13:08  TARIM SEKTÖRÜ YENİ STRATEJİK SEKTÖR OLARAK ÖN PLANA ÇIKIYOR  12:30  AKDENIZ BELEDIYESI EKIPLERI BAYRAM BOYUNCA GÖREV BAŞıNDAYDı  12:16  BÜYÜKŞEHİR’DEN KALİTELİ VE GENETİĞİ DEĞİŞTİRİLMEMİŞ BUĞDAY ÜRETİMİNE DESTEK  11:51   BÜYÜKŞEHIR MECLISI VE IZ DÜŞÜMÜ!..  18:04   BAŞKAN YILMAZ; "GELENEKSEL RAMAZAN AKŞAMLARINI TOROSLAR’DA YAŞATTIK"  18:06  GÜLTAK, ÇOCUK KÜTÜPHANESI VE OYUN ODASıNı HIZMETE AÇTı   17:51  YENIŞEHIR BELEDIYESI GıDA YARDıMı SEFERBERLIĞINI SÜRDÜRÜYOR  17:36  BAŞKAN YıLMAZ’DAN BAYRAM KAHVESI  17:29  KıZıLTAN, RAMAZAN BAYRAMıNı KUTLADı   15:34  KıLAVUZ   15:33  YENIŞEHIR BELEDIYESI KENTI NAKıŞ NAKıŞ IŞLIYOR  15:29  CHP MERSİN MİLLETVEKİLİ ANTMEN CHP’Lİ BELEDİYE BAŞKANI SEÇER’İN SUÇUNU AÇIKLADI  14:38  AKDENIZ’DE HAYAT VAR WHATSAPP DESTEK AĞı KURULDU  14:15  SAMSUN’DAN BÜYÜK TAARRUZ’A DÜNYAYı SARSAN 3 YıL  14:05  HAMIT TUNA’NıN ACı GÜNÜ  17:25  YENIŞEHIR’DE MUHTEŞEM BAYRAM COŞKUSU  17:22  BAŞKAN YILMAZ; "TOROSLAR’IMIZDA GELENEKLERİMİZİ YAŞATIYORUZ"  17:20  BAŞKAN YILMAZ, BENGÜ TÜRK’TE CANLI YAYIN KONUĞU OLDU  14:37  MGC YÖNETIMI BAŞKAN GÜLTAK’ı ZIYARET ETTI  14:37  ESAT ARSLAN: ABD’NIN SURIYE’DE YENI KURGULAMASı  
Selâbet-i İktisadiye | DEMOKRAT MERSİN GAZETESİ
image

Prof.Dr.Esat ARSLAN
Selâbet-i İktisadiye

İlk bakışta makale konusu olan bu başlıktaki betimleme sizler de nasıl bir çağrışım yaptı? İnanın bilemiyorum ama günümüzde buna o kadar çok ihtiyacımız var ki… Daha çok “Selâbet-i Diniye” olarak kullanılan bu güzel tanımlama dinini ve dinin emirlerini korumak ve tatbik etmekteki ciddiyet ve sağlamlığı ifade etmek için kullanıla gelmiştir, “Selâbet” sözcüğü. Bu önemli kavramı ekonomik durumla bütünleştirerek “Selâbet-i İktisadiye” olarak huzurlarınıza getirmek, daha doğru bir ifadeyle betimlemek içinde bulunduğumuz ekonomik durumun  ahvalini ortaya koymaktadır. Bu durum her yönüyle tartışılabilir. Ancak yaşadığımız ülke koşulları ekonomik ilişkilerde kesinlikle bir “selâbet” içinde bulunmamızı gerektirmekte olduğu da yadsınamayan bir gerçektir. Bunun üzerine hemencecik yorum yapabilirsiniz,

içinde bulunduğumuz zor koşulları betimlemek için neden bu sözcüğü kullandığımı da sorabilirsiniz. Evet, Sevgili Okurlar gerçekten de içinde bulunduğumuz iktisadî şartlar öylesine pamuk ipliğine bağlı bir durumu dikte ettiriyor ki, dinsel anlamda kullanılan bu sözcükle durumu özetlemeye çalışmak, vaziyetin nasıl bir dengeler manzumesi içerisinde bulunulduğunu da gözler önüne sermektedir. Bir tek sözcük ile durumu özetleyebilir misiniz, derseniz?  Evet, Sevgili Okurlar, işte bu şekilde “Selâbet-i İktisadiye” olarak betimlerdim, gördüğünüz gibi öyle de yaptım. Görüyor musunuz? “Osmanlıca” değil, “Eski Türkçe”’nin zenginliğini ve geniş sözcük dağarcığını. Nasıl da ifadeleri pekiştirip bütünleştirerek yeni ufukları zorlamasını idraklere hitap etmesini ve de izanları genişletmesini.

Kuşkusuz, “Selâbet” bir konuda sağlam olma, samimi bir biçimde pekişmiş olma durumu kısaca ayağını yere sağlam basabilmek demektir. Diğer yandan da korumak, kanatları altına almak demektir. Türk Devletinin, ekonomik bakımdan güçsüz vatandaşlarını himaye etmesi,onları desteklemesi, onları tehlikelere karşı denetimi altında bulundurması, savunması, zararlı durumları önleyici tedbirleri alması demektir. Devlet tarafından getirilen önlemlerin yıpranmasını önlemek için gereken dikkat ve özeni gösterilmesi, alınan önlemlerin değişikliğe uğramadan devamını sağlanmasıdır. Anımsayacaksınız, daha dolar krizine girmeden sizlere “Yeniden Misak-ı İktisat” adlı makalemizde yaşanabilecek krizin önceden haberini vererek, sizlere şöylece seslenmiştik: Anımsadınız değil mi?

“Türkiye Ekonomisi sebep ne olursa olsun, Türkiye Cumhuriyetinin kurtuluş ve kuruluş evresinde karşılaşmış olduğu o günkü benzer koşullarla yeniden karşı karşıya bulunmaktadır. 81 milyon insanının yaşam koşullarını bütünüyle içine alan “Türkiye Ekonomisi” hepimizi doğrudan ilgilendirmektedir. Hiç kimsenin elinde sihirli değnek bulunmadığına göre, başta tüm devlet kurumları olmak üzere, bir nev’i ulusalcılık boyutunda topyekûn tasarruf önlemlerini bir “tekalif-i milliye” gibi uygulamak zorunluluğu bulunmaktadır.

Neden bu çıkarımı huzurlarınıza getirmiştim. Hemen hemen aynı nüfusa sahip Almanya’da kamuya ait 11.000 araç varken, Türk kamu yönetimi kiralıklar da dâhil olmak üzere 120.000 aracı bulunmaktadır. Ülkemizde bu kadar yaygın toplu taşıma ağı varken, hala makam arabası çılgınlığı ulusal tasarrufun köküne kibrit suyu okumak değil midir? Evet, kocaman bir okkalı evet. Bunu yanında makam aracı çılgınlığı metropollerde trafiği içinden çıkılmaz hale getirmesi de bu işin cabası. Görüyorsunuz, devasa makam arabaları, bu koskoca arabalar iki kişiyle ana arterler içinde, hem de işe gidiş–gelişlerin en yoğun olduğu saatlerde (rushhour)trafiği allak bullak etmekle meşgullerdir. Bunu Batı da yapamazsınız, halkın yoğun olduğu saatlerde caddeleri, bulvarları böyle bencilce doldurmanıza kimse izin vermez. Hangi makam ve rütbede olursanız, olun bu densizliği yapmanıza müsaade etmezler. Bir de üstüne üstlük yüklü cezalar da yersiniz, hangi makamı işgal ederseniz, ediniz. Batıda, işe gidiş–gelişlerin en yoğun olduğu saatlerde (rushhour) ana arterler, bulvarlar, caddeler yüksek yoğunluklu araçlar (HOV, High Occupancy Vehicles)  yolu ilan edilmiştir. Otomobiller beş kişiden, minibüsler yedi kişiden az bu ana akım güzergâhlarına kesinlikle giremezler.

Girerlerse en az 1.000 ABD’den az olmamak üzere ceza alırlar. Araçları kilitlenir.

Demem o ki, Hak’ta sebat ya da “Selâbet-i Diniye” gibi, yürütme tarafından alınan ekonomik önlemlere bir “Selâbet-i İktisadiye” yaklaşımını doğrudan kabul edelim, bu önlemlerden santim mertebesinde bile ayrılmayalım, doğru yoldan kaymama, ayrılmama kararlılığı gösterelim. Eğer “Selâbet-i İktisadiye”yi, “ulul-ul emre itaat” seviyesinde algılayamazsak, birilerini kriz zengini yaparsınız, ama amaç her konuda olduğu gibi toplumsal dayanışma ve bütünleşme içerisinde olmaktır. Tabiidir ki, bu konuda sertlik, katılık ya da bir nevi müsamahasızlık değil, her şeye kalbi bir şekilde katılmak şiarımız olmalıdır, Sevgili Okurlar.

 



 Yazı Tarihi : 30.10.2018 09:35:35 | E-Mail :
 
   
 
  YAZARIN ARŞİVİ
 
  • ABD’nin Suriye’de Yeni Kurgulaması

  • Çin İşi, Coni İşi…

  • Türkiye ve «Merkezi Devletler Topluluğu»

  • Asya Temelli Küresel Dayanışma “ASEAN”

  • Ekonomide Küresel Dayanışma mı? Yoksa Ayrışarak Ulusallaşma mı?

  • Bu Yunan’ın Yaptığını…

  • “Dostum Yakınımda, Düşmanım Ondan da Yakın”

  • Türkiye NATO’dur, NATO Türkiyedir.

  • Türkiye İdlip’te Seyirci Olamaz!

  • Yeni “Balfour Deklarasyonu”

  • Yeni Trump Doktrini: “Suikastle Ön Alma”

  • Yeniden “Berlin-Bağdat Demiryolu Projesi”

  • Demir İpek Yolu

  • “İstanbul Kanalı” Projesi ve İki Anı

  • Libya’ya Asker Gönderilmesi Meselesi

  • Ege’de, Akdeniz’de Sular Isınırken

  • LİBYA İLE TARİHÎ ANLAŞMA

  • “Grekya” Tuttuğun Yol, Yanlış!

  • Yunanistan Acaba Nereden Koşuyor?


  • “İdiokrasi-Emoji-Like”Dünyasında “El Bağdadi” Orotoryosu

  • Oyun İçinde Oyun

  • “Barış Pınarı Harekâtı”nın Hedefi: Güvenlikli Gölge

  • Önce Emniyet, Sonra Tevekkül!

  • Kayıkçı Değil “Mektup”Kavgası

  •  
      YORUMLAR
     
    Adınız Soyadınız :

    Yorumunuz          :

    Güvenlik Kodu     : Güvenlik Kodu
    Kod                        :

     

     
      HIZLI ARA
     
     
     
      HAVA DURUMU
     
    ..

    Mersin Haberleri, Mersin Son Dakika, Mersin Haber, Haberler, Son Dakika, Mersin, Mersin Siyaset



     
     
    ANASAYFA İLETİŞİM KÜNYE GİRİŞ SAYFAM YAP SIK KULLANILANLARA EKLE GİZLİLİK İLKELERİ

     
    Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
    demokratmersin.com © Copyright 2007-2020 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz.

    URA MEDYA