19:23  SABRI TELI RAMAZAN BAYRAMı’Nı KUTLADı  19:23  NEVZAT EROL: BIR SOLDAN, BIR SAĞDAN  19:10  CHP ESKI İL BAŞKANıNıN ACı GÜNÜ  19:23  “GÖNÜLLER BİR OLSUN”  19:14  CHP GENE SEKRETERI AKIF HAMZAÇEBI ;   19:12  FORM MERSIN’DE RAMAZAN PANAYıRı  22:52  CHP’NIN ACı GÜNÜ  22:52  CHP’LI KOÇ: 10 GÜNDE 2 BAYRAM YAŞAYACAĞıZ   22:29  BAŞKAN TUNA, PERSONELIYLE BAYRAMLAŞTı   11:21  CHP ADAYLARI MTSO’YU ZİYARET ETTİ   11:06  TOROSLAR’ıN HALIL İBRAHIM SOFRASı 6 BIN KIŞIYLE ŞENLENDI   10:55  MTOSB ÖĞRENCISI BALKAN ŞAMPIYONU OLDU  21:31  MTSO ÜYELERINE AFRIKA’NıN FıRSATLARı ANLATıLDı  12:02  ÇEVIR KAZı YANMASıN..!  11:31  CHP’LI ÖZKAN: TATILDE ENERJI DEPOLAYıN   11:31  ÖMER SAKAR: MARINA KENTI YAĞMALıYOR   20:38  MECLİSTEGÜNDEM KENTSEL DÖNÜŞÜM   14:06  CHP GENEL SEKRETERI MERSIN’DE   13:26  SERKAN TULTAK: KIM KAÇ VEKIL ÇıKARıR?  13:20  150 YILDIR ACILARI PAYLAŞIYOR  
DEVRİM

Ender Erdemil’in Kaleminden

Marksist öğretiye göre üretim ilişkileri, üretici güçlerin gelişiminin önündeki engel haline geldiği zaman devrim zamanıdır. Devrim toptan bir değişim, köhneleşen üretim biçiminin yerine yenisinin geçmesi, buna bağlı olarak da yeni üretim ilişkilerinin biçimlenmesidir. 

İnsanları topluluk halinde yaşamaktan çıkarıp, toplum haline getiren, üretmeye başlamalarıdır. Üreten toplumlarda bilgi de üretilir. Bilgi arttıkça üretim de artar. Sıra paylaşıma gelince 

Devrimler çok kısa sürede gerçekleşmiş gibi görünse de toplumun bu büyük değişime hazırlanması, bu değişikliği yapmaya karar vermesi uzun zaman alır. Bu süreçte eski üretim biçimi ve üretim ilişkileri; ilerlemek, atılım yapmak isteyen yeni toplum güçlerinin önünde engel haline gelir. Gelişmenin önünde durulmaz. Eski toplum yapısını yıkıp yerine yeni toplum yapısını geçirmek kaçınılmaz olur. Yeni toplumun yapısını belirleyecek şey de üretim ilişkileridir. Üretim ilişkileri de toplumda çıkarları farklı olan sınıfların birbirlerine karşı durumudur. 

1789 Fransız Devrimi böyle bir sürecin sonucudur. Rönesans, Reform, Aydınlanma çağıyla başlayan gelişme İngiltere’de başlayan sanayi devrimiyle toplumun değiştirilmesini zorunlu kıldı. Sanayi ve ticaretle zenginleşen burjuva sınıfı öncülüğünde Fransız yoksulları Kralı devirip cumhuriyeti kurdu. Kralı deviren bu insanlar daha sonra sanayicilerin elinde inim inim inleyeceklerdi… 

Devrimler her zaman Fransa’da olduğu gibi savaşla ve kanlı olmaz. Chavez’in Venezuella’da seçimle iktidara gelişi de devrim niteliğindeydi. Chavez toplumu bunaltan eski toplumsal ilişkileri sil baştan değiştirdi… 

Türkiye’nin, Özal’la başlayan dışa açılması, ülkede çalışan, üreten kesimlerin daha da yoksullaşıp yok olmasına yol açacak yeni bir süreç başlattı. AB ile ilişkilerin gelişmesi, üretimden vazgeçmenin başlangıç noktasıdır. Gümrük birliği, ülkede üretimin maliyetinin yükselmesine yol açtı. Kuruluşlarımız rekabet edemez, sonra da üretemez hale geldiler. Pek çok fabrika bu yüzden kapandı. 

AB müktesebatı gereği; devletin desteğinde olmaları nedeniyle rekabetçilikte avantajlı sayılan kamu fabrikaları satıldı. Satılanların hemen hepsi kapandı. 

Ülke üretemez hale getirilince Kemal Derviş, cari açığı düşük kur yüksek faizle bulunan sıcak parayla kapatma işini icat etti. Düşük kur yerli malların döviz bazında fiyatlarının dünya piyasalarından yüksek kalmasına yol açıtı. İthalat, üretmekten karlı hale geldi. Kalan fabrikalar da kapandı. Türkiye ihtiyaçlarını ithal ederek karşılamaya, cari açığı da borçla kapatmaya alıştı. 

Türkiye AB’ye uymak için köyde yaşayan nüfusu azaltmalıydı. Çiftçinin ve hayvancının gelirlerini azaltacak önlemler alındı. Hasattan bir hafta önce ithalatına izin verilen tarım ürünleri çiftçimizi malını satamaz hale getirdi. Girdi fiyatlarının yüksekliğinden de maliyet tutturamıyordu zaten. Pancar ekim alanları daraltıldı. Pancardan geçinen 10 milyondan fazla insan değişik gelir kaynakları aramak zorunda bırakıldı. Hayvancıların mera besisi yapmaları çeşitli nedenler ileri sürülerek engellendi hayvancı da gelir elde edemez hale getirildi. 

Özetlersek, son 20 yılda Türkiye üretmekten vazgeçmiş, üretimden elde edeceği katma değeri borç alarak kapatan, tüketerek büyüyen bir ülke haline geldi. Bu sürecin en keskin dönemi de AKP iktidarının son 10 yılıdır… 

Bu süreçte on binlerce işçi işsiz kaldı. Bu işçilerin piyasaya soktuğu parayla işini döndüren binlerce esnaf battı. Maliyet ve ithalat baskısı nedeniyle pek çok fabrika kapandı. Yoksullaşan köylü geleceğini yeniden kurmak için kentlere göç etti Oradaki işsizler ordusuna katıldı. 

Gelir dağılımı alabildiğine bozuldu. En zengin kesimler azalırken en yoksul kesimler çoğaldı. Düşük gelir guruplarıyla yüksek gelir gurupları arasındaki gelir farkı uçuruma dönüştü.  

Türkiye ekonomisinin bu durumu Sanayici, esnaf, işçi, çiftçi, hayvancı gibi üreten kesimleri yol olmaya taşıyor. Üretmek istediği halde imkansızlıktan üretemeyen bu kesimler açısından artık Türkiye’nin bu gidişi sürdürülebilir değildir. 

Var olan üretim ilişkileri üreten kesimleri yok edecek hale gelmiştir. Türkiye’de bir devrim yapmanın zamanı gelmiştir… 

Türkiye önümüzdeki seçimler böyle bir devrime gebedir. Tüketerek büyüyen, işsizliği ve yoksulluğu büyüten AKP iktidarının yerine üreterek büyüyen, istihdam yaratarak işsizliği azaltan, bu yolla bozuk gelir dağılımını düzeltecek bir iktidarın geçirilmesi kaçınılmaz olmuştur. 

Bu değişim pek devrim tanımına uymasa da, Türkiye’nin ve yurttaşın durumu göz önüne alındığında devrim niteliğindedir… 

Hadi sandığa gidelim, değiştirelim!


Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

Yapılan yorumlarda IP Bilgileriniz kayıt altına alınmaktadır..!

    Bu Habere Henüz Yorum Yapılmamış..!
 
  HIZLI ARA
 
 
 
  HAVA DURUMU
 
..

Mersin Haberleri, Mersin Son Dakika, Mersin Haber, Haberler, Son Dakika, Mersin, Mersin Siyaset



 
 
ANASAYFA İLETİŞİM KÜNYE GİRİŞ SAYFAM YAP SIK KULLANILANLARA EKLE GİZLİLİK İLKELERİ

 
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz..!
demokratmersin.com © Copyright 2007-2018 Tüm hakları saklıdır..! İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz..!

URA MEDYA