21:05  BAYRAM CŞKUSU ACIYA DÖNÜŞMESİN  12:20  CHP’DEN ALBAYRAK’A DOLAR VERGI AFFı VE İHALE SORULARı   12:18  RUSYA DıŞIŞLERI BAKANı SERGEY LAVROV ANKARA’DA  12:17  DIKKAT! BU ŞIIRLER CAN YÜCEL’IN DEĞIL  12:17  ESKI KALKıMA BAKANı ELVAN VE VALI SU’DAN BAŞKAN DINÇER’E ZIYARET  09:30  KıBRıS’TAKI OMURGASıZLAR  08:44  KAYIT PARASI YOK/VAR!  21:13  TÜRKIYE IÇIN ASYA, ASYA IÇIN TÜRKIYE ZAMANı  20:46  SONER SERTTAŞ: MILLI DURUŞUMUZDAN ÖDÜN VERMEYECEĞIZ  20:45  HASAN YOZGAT’ı KAYBETTIK!  20:35  AKDENIZ’DE 26 PARKıN YENILEME ÇALıŞMALARı DEVAM EDIYOR   20:34  CHP MILLETVEKILLERI VALI SU’YU ZIYARET ETTI  20:29  BARO BŞK. YEŞİLBOĞAZ: “AKLA VE BİLİME AYKIRIDIR”  11:17  “HER TÜRLÜ MILLI VAZIFE IÇIN HAZıRıZ”   10:39  BAŞKAN PAMUK, ŞEHIT AILELERINI ZIYARET ETTI   20:40  CHP MERSIN BÜYÜKŞEHIR ADAY ADAYı GALİP ÖZKAN:   16:47  CHP’LI MUHALIFLER TOPLANDı: TÜZÜK KURULTAYı KARARı...  11:21  SABAHATTIN ALI’NIN ATATÜRK’E YAZDıĞı MEKTUP ORTAYA ÇıKTı  11:12  KıZıLTAN: DÜNYA ABD’DEN IBARET DEĞIL  22:10  MERSIN’IN KENT MERKEZI NERESI?  
Hürriyet’ten Cumhuriyet’e Adnan Adıvar

FEYZİYE ÖZBERK/ ADD GENEL SEKRETER YRD

Adnan Adıvar, Türklerin yetiştirdiği mühim adamlardan biriydi. Onu, daha Tıbbiye sıralarındayken siyasete çeken kuvvet, hürriyet aşkı ve istibdat nefreti olmuştu. Bu aşk ve nefret, ömrünün son anlarına kadar sönmeden sürüp gelmiştir.

Temmuz 1955 günü yitirdiğimiz Dr. Adnan Adıvar, ilk Anadolu hükümetinin Sıhhiye ve Dâhiliye Vekili, Birinci BMM’nin Reisi ve bu devletin kurucularından biridir. O, ülkemizin hem siyasi yaşamında, hem de bilim alanında derin izler bırakan kişilerindendir. Adnan Adıvar işgalcilerin işbirlikçisi olan hükümetin gıyaplarında idama mahkûm ettiği önder nitelikli yedi kişiden biridir. Kurtuluş mücadelesinin en zor yıllarında, Atatürk’le birlikte omuz omuza mücadele etmiştir. Adıvar, 1926’yı izleyen yıllarda felsefeye ve bilim tarihi araştırmalarına yöneliyor. Yetenekleri ve tutkulu çalışması, bu alanda da ülkesine değerli eserler kazandırmasıyla sonuçlanıyor. Mütarekenin ilân edilmesinden sonra yapılan seçimde Adıvar, son Meclis-i Mebûsân’a İstanbul mebusu olarak giriyor. İstanbul’un işgali ve Meclis’in kapatılması üzerine, 1920 yılında eşi ile birlikte Anadolu’ya geçiyor, Kurtuluş Savaşı’na katılıyor. Eşi yazar Halide Edib, o günleri şöyle anlatıyor: “Başta Mustafa Kemal’in bulunduğu yedi kişilik idam listesi henüz ilân edilmiş değildi. Fakat onların yerini haber verenlere beş yüz İngiliz lirası vaat edilmişti. Bundan başka da İstiklâl Mücadelesine karışanlara yardım edeceklerin idam edileceği, işgal kuvvetleri kumandanının imzası ile idam kelimesi büyük harflerle yazılı olarak bütün sokaklara asılmıştı. Bu vaziyette Anadolu’ya geçmek İstanbul’da saklanmaktan daha çok tehlikeliydi. Fakat Türk milletinin bu en büyük izzet-i nefis yarası, milletin kolektif hürriyet savaşı idi. Bu onu, hiç tereddüt etmeden İstanbul’dan harekete ve tarihimizin bu mukaddes savaşına açıktan açığa iltihaka sevk etti.” Adıvar hoca kıyafetiyle, eşi de çarşaf giyerek evlerinden ayrılırlar. Vapurda Hilal-i Ahmer Cemiyeti’nde birlikte çalıştıkları bir Ermeni vatandaşı Adnan Bey’i tanır ama adı bilinmeyen bu değerli insan, beş yüz İngiliz lirasına da, işgal kuvvetlerinin gözüne girme olanağına da sırt çevirir.

MUSTAFA KEMAL’LE OMUZ OMUZA

Mustafa Kemal Paşa, Adnan Bey’i ve eşini Ankara garında karşılar. Onlar, cumhuriyetin ilânına kadar el ele, omuz omuza mücadele ederler. Hem Mustafa Kemal’in hem de Adnan Bey’in kişiliklerini birçok sözden daha iyi betimleyen bir anıyı Prof. Dr. Ahmet Ateş aktarıyor: “Sakarya Savaşı’ndan kısa süre önce, düşmanın süratle ilerlediği haberi gelir. Atatürk’ün cepheye gitmesi zorunludur. O gün attan düşen Atatürk’ün kaburga kemiği kırılır, trenle Ankara’ya geri döner. Doktorlar tedavi edilmesinin zorunlu olduğunu cepheye dönmemesi gerektiğini söylerler. Atatürk: “Adnan Bey, bir de sen bak” der. Adıvar, kısa bir kontrolden sonra, “Yarın gidebilirsiniz Paşam” der. Kemikleri sıkıca sarıldıktan ve bir gecelik dinlenmeden sonra Atatürk cepheye gider, ordumuz telafisi olanaksız ciddi bir yanlıştan kurtulur. Ona, buna nasıl cesaret ettiğini sorduğum zaman şu cevabı almıştım: “Diğer doktorlar Atatürk’ün bünyesini normal insanların bünyesi gibi kabul ederek doğru hüküm vermişlerdi. Fakat ben onun gözlerindeki iradeye baktım, onun bu arızayı kolaylıkla yeneceğini anladım ve görüyorsun ki netice bana hak vermiştir.” Adıvar, ikinci dönemde, Meclis Reis Vekili seçiliyor. Mustafa Kemal Paşa çok meşguldür ya da cephededir, Meclis Başkanlığı fiili olarak Adnan Bey’in omuzlarındadır. Atatürk, çatışmalı celselerde Adnan Bey’in reislik yapmasını ister. O iyi bir yöneticidir. Ayrıca, böylece kendisi serbest kalır ve fikirlerini rahatça savunur. Saltanatın ilgası celselerinde hasta yatan Adnan Bey’in evine giderek onun yönetmesinde ısrar etmiştir. Tüberküloz nedeniyle akşamları, zaman zaman ağzından kan boşanan, fasılasız öksüren, ateşi yükselen Adıvar, her sabah kalkıp Meclis’e gider. Tatil günü olan Cuma sabahları da çevre köylerden kağnılarla getirilen hastalara bakar. Tek eğlencesi evin kümesindeki tavuk, horoz, hindi ve kazlardır. 1924 yılında, Halk Fırkası’na karşı oluşturulan Terakkîperver Cumhuriyet Fırkası’nın kuruluşunda yer alır. Bu kararını, önce Atatürk’le konuşur ve onayını alır. Beklenilmeyen acı gelişmeler olur. 1925’te Terakkîperver Cumhuriyet Fırkası kapatılır.

‘MUTLAK O GÜNLERDE İNTİHAR EDECEKTİ’

Adnan Adıvar, sanırım devrimci hükümete karşı bilinçli bir muhalif merkez oluşturmayı tasarlamamıştı. Fakat özgürlükçü ve eleştirel düşünce yapısı tam olarak onaylamasa da bazı olumsuz gelişmelerde rol almasıyla sonuçlanmıştır. Eşinin kalın bağırsak-safra kesesi hastalığının tedavisini yaptırmak amacıyla 1926’da, önce Viyana ve Karlsbad’a, tedaviden sonra da İngiltere’ye gider. Bu dönemin, Adıvar için çok acı günler olduğunu Halide Edib’in anlatımı apaçık ortaya koyuyor: “Eğer, yanında, ağır bir hasta bulunmasa, ona karşı bilhassa bir doktor olarak kendince mukaddes olan bir vazifesi bulunmasa, mutlak o günlerde intihar edecekti. Adnan, pencerenin önünde uzun ve rahat bir şezlongda, gözleri nereye çevrilmiş olursa olsun, nazarları kendi ruhuna bakarak saatlerce otururdu.” O, çok sevdiği okuma, özellikle de felsefe ve bilim konularındaki okuma ve araştırmalarla bu buhranlı günlerin üstesinden gelmeyi başarır. Bu çalışmanın ürünlerinden olan “Tarih Boyunca İlim ve Din” (İstanbul, 1944) adlı iki ciltlik değerli kitabının önsözünde: “Önüme açılan ufuk, çok geniş ve temizdi. Artık okumak ve okuduğumu düşünmek, nice acı günleri bana tatlı kıldı” diye yazar.

‘TEPKİSİ SINIRLIYDI’

Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Tarih Bölümü öğretim üyelerinden Prof. Dr. Kurtuluş Kayalı’nın değerlendirmesi şöyledir: “Adıvar’ın düşünce adamı olarak önemini, yurtdışında yaşadığı entelektüel süreç belirlemiştir. Türkiye’deyken sürdürdüğü muhalif siyasal uğraşa ve benimsediği eleştirel tutuma karşın Cumhuriyet’in getirdiği değişiklikler konusunda olumsuz düşünceler belirtmemiştir. Temelde bunların yapılış biçimine eleştirel bakmıştır. Tepkisi, eşi Halide Edib’in tepkisiyle kıyas edildiğinde de sınırlıdır. 1926 yılında İzmir’de Mustafa Kemal’e karşı düzenlenen suikast girişiminden tüm Terakkîperver Cumhuriyet Fırkası üyeleriyle birlikte sorumlu tutulur, gıyabında yargılanır, beraat eder. O, tutumunu değiştirmez, tepkiselliğe yönelmez.”

‘ATATÜRK HAKLIYMIŞ’

Vedat Günyol, Ekim 2003’te, İstanbul’daki evinde kendisiyle yaptığım görüşmede Adıvar’ın, Mustafa Kemal’le ayrılıkları konusunda şu açıklamayı yapmıştı: “Fransa’dan döndükten sonra Adnan Bey, İslâm Ansiklopedisi’ni çıkarmaya başladı. Ben de onun yanında 12 yıl çalıştım. Karşı karşıya oturdum. Zamanla onu çok sevdim. En çok sevdiğim tarafı da şu oldu; bir gün dedi ki: ‘Vedat biz haksızmışız, Atatürk haklıymış.’ İşte bu büyük bir itiraf ve ancak büyük bir insanın yapabileceği bir itiraf.” (Bilim ve Ütopya, Kasım 2003, Sayı:113.) Nâzım Hikmet’in serbest bırakılması için toplanan imzaların ilkleri Halide Edip ve Adnan Adıvar’a aittir. Adıvar, Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’ndeki öğretim üyelerinin tasfiyesi konusunda Meclis’te tepkisini açıklar.

NEDEN KARŞI SAFTA

Hangi koşul ya da neden Adnan Adıvar’ı, Mustafa Kemal’in karşısındaki safa sürüklemişti? Bu soruya, en açıklayıcı yanıtı Hasan Âli Yücel veriyor. Çünkü bu iki büyük insanı yakından tanıyor, kendi de o devrim mücadelesinin içinde yer alıyor. “Adnan Adıvar, Türklerin yetiştirdiği mühim adamlardan biriydi. Onu, daha Tıbbiye sıralarındayken siyasete çeken kuvvet, hürriyet aşkı ve istibdat nefreti olmuştu. Bu aşk ve nefret, ömrünün son anlarına kadar sönmeden sürüp gelmiştir. Bilhassa 1950’den önceki yazılarında görülen politika fikirleri, en ziyade fikirde hürriyet anlamı etrafında döner. Fakat bu hürriyet kavramının topluluk hayatının türlü safhalarında nasıl bir sistemin içine girebileceği veya sistemsiz bir rejimde nasıl gerçekleştirileceği hakkında ne kendisiyle görüşmelerimde, ne de siyasi ifadelerinde kesin bir fikre rastlamadım. Merhum bana, ilimde ne kadar yapıcı olmaya müsaitse politikada o kadar itirazcı görünmüştür. Çünkü ruhundaki kuvvetli ‘tenkit’ hassası ve hür, müstakil olma meyli, ilim için yapıcı olmaya sevk ettiği nispette siyasette onu yapıcılıktan alıkoymuştur. İnkılap senelerinde, Doktor, Atatürk’ün bütüncül ve kurucu ruhuyla bağdaşamamış hissini verir. O, rahat, huzurlu bir hayat için yaratılmamıştı. Yapılanları ve yaptıklarını devamlı bir tenkit kontrolünden geçirerek rahat etmek mümkün müdür? Son yazısında Leonardo da Vinci’den naklettiği gibi kaybolacak servetlerden daima uzak kaldı. Fazileti her zaman ölümsüz bildi. Mal mülk için hiçbir vakit korku çekmedi.”

Aydınlık Gazetesi 


Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

Yapılan yorumlarda IP Bilgileriniz kayıt altına alınmaktadır..!

    Bu Habere Henüz Yorum Yapılmamış..!
 
  HIZLI ARA
 
 
 
  HAVA DURUMU
 
..

Mersin Haberleri, Mersin Son Dakika, Mersin Haber, Haberler, Son Dakika, Mersin, Mersin Siyaset



 
 
ANASAYFA İLETİŞİM KÜNYE GİRİŞ SAYFAM YAP SIK KULLANILANLARA EKLE GİZLİLİK İLKELERİ

 
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz..!
demokratmersin.com © Copyright 2007-2018 Tüm hakları saklıdır..! İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz..!

URA MEDYA