11:38  ’BATı KARADENIZ’IN EFES’I ARKEOLOGLARı HEYECANLANDıRıYOR  11:37  KUYUCUOĞLU, MERSIN’LE ILGILI PROJELERI TAKIP EDIYOR  11:35  BAŞKAN TUNA: KENTI EN BÜYÜK EKSIĞI, MERSINLILIK BILINCIDIR  11:33  LIBYA’YA ABD-FRANSA TUZAĞı  11:31  DOĞU PERINÇEK: ’TÜRK HUKUKUNDAN VAZGEÇMEK, MILLIYETÇILIK DEĞILDIR.’  17:26  MUSTAFA SAGIR ULUS MEYDANıNDA ASıLıR   11:38  MTSO SANAT GALERISI’NDE, SANATLı GÜNLER YENIDEN BAŞLADı  11:33  CHP’DE ADAY ADAYLıĞı YARıŞı HıZLANDı  11:30  BARO BAŞKANı YEŞILBOĞAZ YENIDEN BAŞKAN SEÇILDI  11:29  CHP’LI KUYUCUOĞLU: KRIZIN FATURASı ESNAFA KESILEMEZ  11:20  ÜNIVERSITE CADDESI FUHUŞ BATAĞı OLMASıN!  11:18  HAYALET FAKÜLTELER MECLİS GÜNDEMİNDE  11:16  SABRI TEKLI: 5 MADDELIK PLAN SANAYICILERIMIZI SEVINDIRDI  11:14  SONER SERTTŞ: MILLI DEĞERLERIMIZLE YÜKSELIŞE GEÇECEĞIZ  11:12  İŞLETMELERIMIZ DE; VATANDAŞLARıMıZ DA MANIPÜLASYONLARA EZDIRILMEMELI …  11:10  CHP’Lİ BAŞKAN ADAY ADAYLARI PROJELERİNİ ANLATTI   11:06  ÖZKAN’DAN ADAYLıK BAŞVURUSU  12:34  HAMIT TUNA: VIZYONEL BELEDIYECIYIZ  12:31  BÜYÜKŞEHIR MECLISI’NDE “BETON” TARTıŞMASı   12:28  KIZKALESİ MEDYA GÜNLERİ  
Yapay Zekâ’nın karşısında insanın durumu

NURETTİN ERGÜN

Yapay Zekâ’nın insan aklı ile benzeşen yönleri ve hatta ondan farklı üstünlükleri olsa bile, insan türü için aklın yerini tamamen almasının mümkün olmadığı, ancak insan yaşamına üçüncü bir boyut kazandıracağı ve bu nedenle medeniyetimizin köklü değişikliklere uğrayacağı yönündedir.

İnsanın türsel ayrıcalığı, evrim karşısındaki tamamen edilgen olan konumundan çıkıp, kendisi için; “kendi aklının” etken olduğu başka bir yaşam formu daha yaratmış olmasıdır. Burada dile getirilen düşünceler bu bakış açısının ürünleridir.

Canlıların yaşam alanlarına uyumu ve türlerini devam ettirecek nitelikler kazanmaları, evrimsel sürecin gereğidir. Bu anlamda insan aklının da -bir noktaya kadar- evrimsel sürecin bir ürünü ve insanın en önemli evrimsel kazanımı olduğu açıktır. Akla “bir noktaya kadar” evrim sürecinin ürünü olarak bakmak, o noktadan sonra akla evrim dışı bir niteleme yapmayı zorunlu kılmaktadır. O noktayı; aklın, insanın evrimsel süreç karşısındaki tamamen edilgen konumunu değiştirici bir güç haline geldiği bilinç aşamasını kazandığı nokta, olarak tanımlayabiliriz. Çünkü insan bu noktadan sonra edilgen evrimsel konumuna ortak olan iradi ve kendisinin etkin olduğu bir yaşam alanı açmıştır.

Ayraç, kendi dışında değişen ve oluşan yaşam koşullarına ve ortamına uyum sağlamakla yetinmeyen insanın, evrimsel gereklilik dışında kendi istediği bir yaşam formunu oluşturacak irade ve güce dönüşen aklın egemenliğine geçtiği noktadır.

Burada aklın da evrimsel bir güç olduğu, dolayısla ile insanın akıl yoluyla oluşturduğu yaşam boyutunun da yine evrimsel yapının bir devamı olduğu itirazında bulunulabilir. Ancak evrimsel yapı ile akılsal yapı arasındaki temel özellikler, ikisinin birlikte değerlendirilebilmesine olanak vermemektedir. Akıl kazandığı nitelikler ile kendisini evrimin dışına çıkarmış ve evrim dışı kuralları olan bir güç haline gelmiştir.

İnsanın diğer bütün canlılar gibi evrimsel konumdaki yaşam yapısı ne kadar edilgen ise; aklın egemenliğindeki yaşam yapısı tamamen kendi iradesinin etken olduğu bir yapıdır.

AKIL ETKEN BOYUT

Bu yapı içinde insan aklı; “evrimsel boyut” ta olmayan soyutlama, planlama, bilimsel ve teknolojik yaratıcılık gibi mekanik; ahlak, din, hukuk, sanat ve edebiyat, etik, estetik gibi normatif ve moral değerler üreterek insanın yaşam koşullarını ve yaşam algısını yönetimine almış, sonunda insan yaşamını çift boyutlu hale getirmiştir. İnsan yaşamındaki “evrimsel edilgen” boyuta “akıl etken” bir boyut daha eklenmiştir.

“Akıl etken” boyutun medeniyete ve insan yaşamına “evrimsel edilgen” boyuttan daha fazla egemen olduğu bir süreç yaşadığımızı söyleyebiliriz.

İnsan türünün akılcılığa kendisini teslim ettiği bu aşamadan sonra yaşamını büyük ölçüde evrim sürecinin dışına çıkardığını, yaşam koşullarını ağırlıklı olarak kendisinin belirlediğini ve gelecek karşısında edilgenlikten çok iradesinin etkin olduğu bir konum aldığını söyleyebiliriz.

YAŞAMIN ÜÇÜNCÜ BOYUTU

Evrimsel süreçte insan bedeninde doğan, gelişen ve olgunlaşan -bir noktadan sonra evrimin dışına çıkarak insan yaşamına “akıl etken” yeni bir boyut kazandıran- aklın, artık; insan bedenini de terk ederek maddeye yerleşip hükmünü insan bedeni dışında da sürdüreceği yeni bir aşamaya geçtiğini söyleyebiliriz. Geçmişte akıldan dolayı yaşadığımız evrimsel konumumuzdaki kırılmanın bir benzerinin de Yapay Zekâ ile yaşanacağının ve insan yaşamının üç boyutlu (evrim-akıl-yapay zekâ) hale geleceğinin ipuçlarını görmekteyiz.

“Edilgen evrimsel” boyuta ortak olan “akıl etken” yaşam boyutunun insan doğasına, biyolojik ve psikolojik yapısına, yaşam algısına yansımalarını henüz özümseyememiş iki boyutlu yaşamın dengesini kuramamış ve sıkıntılarını çeken insanlığın kendisini bekleyen üç boyutlu yaşam karşısında kaygıları olacaktır. Bu kaygılar “akıl etken” yaşam boyutumuzun öngörü çabalarının sonucu oluşmaktadır.

Yapay Zekâ’yı üreten insan aklı şimdi kendi ürettiği bu benzerinin hangi gelişmeleri göstereceği, kendi iradesinin dışına çıkıp çıkmayacağı, kendi egemenliğini ve bunca zamandır yarattığı medeniyeti, (“akıl etken” yaşam boyutunu) tehdit eden, sonlandıran ve kendi egemenliğine ortak olan bir güç haline dönüşüp dönüşmeyeceği kaygılarını taşımaktadır.

SORULAR SORULAR

Bu kaygıları ve Yapay Zekâ’nın gelecekte insan yaşamı üzerindeki etkilerini doğru değerlendirebilmek için akıl ve Yapay Zekâ’nın niteliklerini, işlevlerini, yapısal özelliklerini tespit etmek gerekmektedir. İnsan aklının temel niteliklerini tanımlayabildiğimiz ölçüde Yapay Zekâ’nın niteliklerini ulaşabileceği boyutları ve Yapay Zekâ’nın insanlığa ve medeniyete olası etkilerini daha iyi tanımlayabiliriz.

Ancak burada Yapay Zekâ’yı irdelemeye geçmeden evvel insan aklının yapısının ve işleyişinin ne kadar çözümlenebildiği önem kazanmaktadır.

Aklın; antropolojik, biyolojik, fizyolojik, psikolojik ve duygusal yapımız ile ilişkisi ve etkileşimi ne kadarıyla çözülmüştür?

Aklın doğumhanesi diyebileceğimiz “düşünce” nin sezgi ve duyularımızla, genetik ve kültürel kimliğimizle ilişkisi ne kadarıyla çözülmüştür?

Akıl ve düşünce faaliyetlerimizin beyin fonksiyonlarımızla ve beyin yapımızla ilişkisi ne kadarıyla çözülmüştür?

İnsan aklının kendi çalışma ilkeleri tam olarak çözülmüş müdür?

Akıl gücünün insanlar arasındaki farklılığının nedenleri tam olarak çözülmüş müdür?
Akıl ego ilişkisinin düşünceye ve davranışlara yansımaları tam olarak çözülmüş müdür?
Akıl hastalıklarının ve nevrozların tamamı tanımlanabilmiş ve nedenleri çözülmüş müdür?
Aklın bilgi ve pratik ile ilişkisi nedir? Tamamen işlevselliğini yitiren akıl körelir mi?

Unutmak geçici bir hafıza kaybı mıdır? Hafızamızın kullanımı, anı ve bilgilerin geri çağrılışı ile pratik yaşamımız arasındaki bütün bağlantılar çözülmüş müdür?

İnsan beynin hafıza işlevi gören hücreleri beyin ölümünden sonra sıfırlanıyor mu? Bu hücrelerin ve yapısal temeli olan maddelerin kayıt mekanizmaları tümüyle çözülmüş müdür?

Bugünkü bilgilerimizle bu soruların tamamının karşılıkları tartışmalı ve en azından eksik kalacaktır.

Bizim düşüncemiz; Yapay Zekâ’nın insan aklı ile benzeşen yönleri ve hatta ondan farklı üstünlükleri olsa bile insan türü için aklın yerini tamamen almasının mümkün olmadığı, ancak insan yaşamına üçüncü bir boyut kazandıracağı ve bu nedenle bireysel ve türsel birikimlerimizin ve medeniyetimizin köklü değişikliklere uğrayacağı yönündedir.

Bu değişiklikleri şimdiden öngörebilmek için de Yapay Zekâ’ya dair şu soruların cevaplanması gerekmektedir?

Yapay Zekâ elemanlarını makine dışı bir tür olarak kabul edebilir miyiz?
Yapay Zekâ’da gelişimin en son sınırlarını görebilir miyiz?
Canlıda vücut bulan ve gelişen aklın şimdi maddeyi canlıya dönüştürmesi mümkün olacak mıdır?

Akıl, beyin yapımız ve beyin hücrelerimiz arasındaki ilişkinin benzeri, Yapay Zekâ ve madde için geçerli olabilecek midir?

İnsan aklının ürettiği normatif ve moral değerler Yapay Zekâ’ya kazandırılabilir mi? Yapay Zekâ’nın kendisi normatif ve moral değer üretebilir mi?

Bugün sanayide, tıpta vs kullanılan robotik yapıdaki makinalar düşük kapasiteli Yapay Zekâ elemanları değil midir?

Bunların çok daha gelişmişleri olacak olan geleceğin Yapay Zekâ elemanlarını sermayeden ayırmak mümkün mü?

İşçi sınıfının üretimdeki yerini tamamen alacak olan Yapay Zekâ elemanlarının üretimden alacağı pay kimin olacak?

Yapay Zeka elemanları insan yaşamına ortak olacak bağımsız sosyal ve sınıfsal bir nitelik kazanabilirler mi?

Kazanırlarsa insan dışı bir güç ve medeniyet ile insanın ilişkisi hangi normatif değerlere tabi olacak?

Böyle bir ortamda insana ve medeniyete ait normatif değerlerin tamamı tarih mi olacak?

Yapay Zekalı elemanlar işçi sınıfının üretim fonksiyonunu devralırken, işçi sınıfın diğer sosyal ve toplumsal fonksiyonları (tüketim ve talep yaratıcı güçleri, diğer sınıflar ve yönetimler üzerindeki etkinlik ve ağırlıkları) ne olacaktır?

Termal alıcılarla, optik göz ve hassas ses algılayıcılarla insandan binlerce kat vurucu güç ve yetenek kazandırılmış, yanmayan, donmayan, senkronize hareket yeteneği kusursuz Yapay Zekâlı askerlerden oluşan ordular hangi sınıfın emrinde olacaktır?


Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

Yapılan yorumlarda IP Bilgileriniz kayıt altına alınmaktadır..!

    Bu Habere Henüz Yorum Yapılmamış..!
 
  HIZLI ARA
 
 
 
  HAVA DURUMU
 
..

Mersin Haberleri, Mersin Son Dakika, Mersin Haber, Haberler, Son Dakika, Mersin, Mersin Siyaset



 
 
ANASAYFA İLETİŞİM KÜNYE GİRİŞ SAYFAM YAP SIK KULLANILANLARA EKLE GİZLİLİK İLKELERİ

 
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz..!
demokratmersin.com © Copyright 2007-2018 Tüm hakları saklıdır..! İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz..!

URA MEDYA