16:18  SURİYELİLER VE PARKOMETRE  15:31  CHP’LI BAŞARıR: THY DEĞIL, ÇIFTLIK HAVA YOLLARı  15:26  MERSIN, TANZANYA ILE TICARI HACMINI ARTıRMA HEDEFINDE   11:33  İSTANBUL SEÇIMLERINI HANGI GAZETE NASıL GÖRDÜ?   11:32  DıŞ TICARET FIRMALARı DONANıMLı BIR GÜMRÜKLÜ SAHA ISTIYOR   10:58  BAŞKAN TARHAN AMSTERDAM’DA MEZİTLİ’Yİ ANLATTI  10:42  BÜYÜKŞEHIR’DEN "CANSıZ" TATBIKATı   10:35  YÖRÜKLERIN GÖÇ YOLLARı TEKNOLOJIYE AKTARıLACAK  10:32  NEW YORK TIMES’TAN SEÇIM ANALIZI  15:57  CHP’Lİ BAŞARIR: “ ALTGEÇİT YAPMANIZ İÇİN DAHA KAÇ KİŞİNİN HAYATINI KAYBETMESİ GEREK”  15:34  BAŞKAN YıLMAZ’DAN AVRUPALı YATıRıMCıLARA ÇAĞRı   11:27  MİLLET KARARINI VERDİ. İSTANBUL İMAMOĞLU’NA EMANET  10:59  AFETIN YARALARı BÜYÜKŞEHIR ILE SARıLıYOR   10:55  MERAL SEÇER’DEN GENÇ RESSAMLARA DESTEK   14:05  KıBRıS, KıRıM VE TAYVAN  13:47  YÜZ YıLLıK NÖBET: 19 MAYıS 1919…  13:30  CUMHURIYET DEVRIMI’NIN TONGUÇ BABASı  11:30  TARıMıN GELECEĞI EMIN ELLERDE  11:24  BAŞKAN ÖZYIĞIT MUHTARLARLA BIRARAYA GELDI   11:19  MTSO ILE ŞUTSO ‘KARDEŞ ODA’ OLDU  

‘Çanak çömlek dinlemez basar geçeriz!’

Menderes, Prost’un mukavelesini feshetmiş olsa da, gerçekte onun planlarını izlemiş, onun hayal edemeyeceği istimlakleri gerçekleştirmiştir...

Prof. Dr. RIDVAN AKIN Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi

Menderes’in eski İstanbul’u yıkım hareketlerini Saint Petersburg, Paris ve New York’taki ‘yaratıcı yıkıcılık’ sürecine benzeten şehir planlamacıları olmuştur... Menderes’i Batı’daki yaratıcı yıkıcılıktan ayıran şey, alaturka yöneticiliği ve hukuka karşı olan duyarsızlığıydı

Ünlü bir hekim olan Fahrettin Kerim, 1949’da, yine bir hekim olan Lütfi Kırdar’ın Stockholm’e büyükelçi olarak atanması üzerine bu göreve getirilmişti. Bu konuda söylenecek ilk şey, Demokrat Parti yönetimi askeri ve mülki bürokrasi ve yargıda geniş çaplı değişiklikler yapmış olmasına rağmen, Ord. Prof. Dr. Fahrettin Kerim Gökay’ı uzun süre görevden almamış olmasıdır. Menderes ile birçok konuda anlaşmazlığa düşmüş olmasına rağmen Fahrettin Kerim, belediyenin vilayet yönetiminden ayrılmasına kadar görevde kaldı. Bu da DP’nin, İnönü’nün İstanbul’un başına getirdiği kişiyle, neredeyse iktidar döneminin büyük bölümünde çalıştığı anlamına gelir.

Unutulmamalıdır ki Fahrettin Kerim, 1950 seçimlerinin hemen öncesinde CHP tarafından düzenlenen İstanbul mitinginde toplanan büyük kalabalığı İnönü’ye göstererek “İşte İstanbul Paşam...” diyen validir. Bayar-Menderes ikilisi buna rağmen, 1957 yılına kadar Fahrettin Kerim’i görevden almamıştır. Dr. Kırdar’ın döneminde bir Cumhuriyet şehri haline gelen İstanbul, Menderes döneminde daha Batılı bir kent görünümüne kavuşmuştur. Hilton Oteli bu anlamda çok ciddi bir adımdır. Otel, 1955’te açılmıştır. Önemli bir nokta, İstanbul Hilton, İkinci Dünya Savaşından sonra, ABD dışında yapılan ilk üç otelden biridir. Pera Palas ve Park Oteli imparatorluk ve erken Cumhuriyet dönemlerini simgelerken, İstanbul Hilton uluslararası kapitalizme açılışı simgeler.

Menderes, Prost’un mukavelesini feshetmiş olsa da, gerçekte onun planlarını izlemiş, onun hayal edemeyeceği istimlakları, hukuku pek de dikkate almadan gerçekleştirmiştir. Menderes’i 1954 seçimlerini kazandıktan sonar bu kadar atak yapan, İstanbul’u yığma bir kent olarak görmesiydi. Bu konuda haksız da değildi. Yeşilköy Havalimanı’ndan şehre inen yabancıların bir Şark Ortaçağ kentine geldikleri izlenimini silmek düşüncesindeydi. Menderes imar hareketlerinin, Havalimanı-suriçi şehir arasında yoğunlaşmasının sebebi budur. Menderes’in eski İstanbul’u yıkım hareketlerini Saint Petersburg, Paris ve New York’taki ‘yaratıcı yıkıcılık’ sürecine benzeten şehir planlamacıları olmuştur. Menderes, yedi bin 300 istimlak ile gerçekleştirdiği imar hareketlerini ‘İstanbul’un yeniden fethi’ olarak telif ederken, zamanın karikatürlerinin birinde Osmanlı kılıcı ile ‘Gordium düğümünü’ çözen başbakan olarak resmedilmiştir.

Menderes’i, Batı’daki yaratıcı yıkıcılıktan ayıran şey, alaturka yöneticiliği ve hukuka karşı olan duyarsızlığıydı. Fahrettin Kerim Gökay ile araları 6-7 Eylül’den sonra açıldı, büyük istimlak hareketi sırasında çatışmaya dönüştü. Nihayet Fahrettin Kerim Gökay Bern Büyükelçiliği’ne atanarak görevinden alındı.

Menderes’in başbakanlığı döneminde en somut kent-içi değişiklikler, açılan bulvarlar oldu. Bu dönem, ‘çanak çömlek dinlemez, basar geçeriz’ anlayışının tarihimizdeki ilk uygulaması oldu.

RUM NÜFUS ERİYOR

Şurası muhakkaktır ki, Menderes, şehrin siluetini ciddi manada değiştiren başbakan olmuştur. Vatan ve Millet bulvarlarının Aksaray Meydanında buluşmaları, Yenikapı Rum mahallesinin tamamen istimlak edilerek, Sirkeci-Florya sahil yolunun (Kennedy Caddesi) deniz doldurularak gerçekleştirilmesi, Havaalanını şehre bağlayan Londra Asfaltı ve nihayet 1958’de yapılan Beşiktaş Barbaros Bulvarı bunların başlıcalarıdır.

Unutulmamalıdır ki, Menderes’in İstanbul’da gerçekleştirdiği köklü değişiklikler Batı kamuoyunda çok olumlu karşılanmış, Avrupa Konseyi’ne bağlı Belediyeler Birliği 1959’da Le Prix d’ La Europa ödülünü İstanbul’a vermiştir.

Menderes’in imar faaliyetleri ve 6-7 Eylül 1955 olayları, İstanbul’un demografik tarihi açısından anlamlı sonuçlar vermiştir. Bazı yazarlar Menderes dönemini İstanbul’un Türkleşmesi ve azınlıkların tasfiyesi olarak yorumlar. Şehrin nüfusu DP iktidarının başında 1.2 milyon iken 1960’da 1.9 milyona çıkmış; buna koşut olarak Türk-Yunan gerginliği, Ege Adaları, Kıbrıs sorunu gibi sorunlar, Rum azınlığın demografik olarak çöküşe geçmesini hızlandırmıştır. Bütün Osmanlı tarihi boyunca İstanbul’un kozmopolit yapısının en önemli unsuru olan Rum nüfus erimiştir.

TRAMVAYLAR KALDIRILIYOR

Menderes döneminde ulaştırma paradigması da değişmiştir. XIX. yüzyıldan itibaren şehir bir atlı tramvaylar şehri olmuştu, Silahtar Elektrik Santrali’nin açılması ile (1914) elektrikli hatlarla devam ettirilmişti. Başlıca tramvay hatları şunlar olmuştur: Fevzipaşa-Vatan-Millet- Ordu Caddesi- Yeniçeriler-Karaköy, Dolmabahçe-Beşiktaş-Yıldız, Taksim- Elmadağ-Şişli, Fatih-Harbiye hatları, Anadolu yakasında ise Üsküdar Meydanı-Ahmediye-Çiçekçi-Kadıköy, Kadıköy- Altıyol-Moda, Üsküdar-Kısıklı hatları. Menderes’in karayolu taşımacılığına dayalı ulaştırma anlayışı tramvay hatlarının 1960’lara kadar tamamının sökülmesi ile sonuçlandı. Bunu bir elektrikli hava hattı ile desteklenen troleybüsler izleyecektir.

Netice itibariyle, Demokrat Parti döneminde eski İstanbul, daha sonra altında ezileceği yoğun bir demografik hareketlilik, kapitalistleşmenin getirdiği yeni ulaştırma anlayışı ve şehri kuşatmaya başlayan gecekondu mahalleleriyle tarihe geçmiş oldu.

PAYİTAHTI YIKAN MENDERES OLDU

Cumhuriyet yönetimi İstanbul’u devraldığında, artık başkenti küçük bir Anadolu kasabası olan yeni Türkiye devletinin bir vilayeti olarak tenzil-i rütbe etmiş, gözden düşmüş bir şehirdi.

İstanbul, yaklaşık bir yıl süreyle, TBMM Hükümeti’ne bağlı, ama müttefik işgali altında kaldı. Bununla birlikte, 1 Kasım 1922- 6 Ekim 1923 arasında Ankara yönetimine bir ‘fevkalade mümessil’ aracılığıyla bağlıydı. Bu kişi önce Refet Paşa sonra Dr. Adnan Adıvar olmuştur. Son sadrazam Ahmet Tevfik Paşa’nın istifası sonrası İstanbul Belediye Meclisi (Cemiyet-i Umumiye-i Belediye) Ankara Hükümeti’ne bağlılığını bildirmiştir. Bir süre sonra Ankara, eski payitahtı bir vilayet olarak örgütlemiş ve Ali Haydar (Yuluğ) Bey’i vali olarak atamış, Şehremini Ziya Bey’i görevinden azlederek İstanbul Şehremanetini, valiliğin uhdesine vermiştir. Görevi devralan vali-belediye başkanı, Dersaadet Belediye Kanunu çerçevesinde belediye işlerini yürütmeye devam etti, Ali Haydar Bey’den sonra, Operatör Emin Bey ve Muhittin Bey de hem mülki hem mahalli idarelerin amiri olarak görevlerini sürdürdüler.

1930 tarihli, 1580 sayılı Belediyeler Kanunu, İstanbul için mahalli ve mülki idareyi birleştirerek tek bir idare haline getirdi. İl Genel Meclisi ‘Şehir Meclisi’ adıyla aynı zamanda belediye meclisi işlevini üstlendi.

‘İstanbul Birleşik Yönetimi’ Fahrettin Kerim Gökay döneminin sonuna kadar devam etmiştir. Demokrat Parti, 10 Nisan1954 tarihli 6349 sayılı ‘İstanbul Birleşik İdaresinin Ayrılması Hakkında Kanun’ ile İstanbul Belediyesini Vilayet yönetiminden ayırdı. Sonuç itibariyle, teşekkül eden ‘Belediye Meclisi, Şubat 1955 içtimaında belediye reisini intihab edecek ve reis 1 Mart 1955 günü vazifesine başlayacaktır’ denilmekle birlikte geçiş, 1958’e kadar ancak tamamlanabildi. Bu tarihte ilk kez Belediye Meclisi belediye başkanını seçti.

Atatürk, yürekten bağlı olduğu şehrin modernleşmesi için bir imar planına gerek duyulduğunun farkındaydı. O’nun sağlığında Henri Prost’un davet edilmesinin sebebi bu idi. Şehirde, yeni devleti ve cumhuriyeti sembolize eden heykeller ve kamusal alanlar ortaya çıktı. Kentin görünümdeki büyük değişiklikler, Dr. Lütfi Kırdar’ın zamanında gerçekleşecektir. Ne ilginçtir ki bu yenilikler, büyük ölçüde İkinci Dünya Savaşı yıllarına tekabül etmektedir...

İstanbul’un çehresindeki radikal değişiklikler ise Demokrat Parti devrine tesadüf eder. Bunların temelinde Menderes’in ‘trafik su gibi akmalı’ sözleriyle başlattığı, geniş bulvarlar açmak düşüncesi vardır. Denilebilir ki Menderes’in öncülük ettiği imar hareketleri, günümüz İstanbulunun altyapısını oluşturmuştur. Gerçekte Osmanlı payitahtını yıkan Adnan Menderes ve Demokrat Parti yönetimi olmuştur.

DP döneminin son vali-belediye başkanı Ethem Yetkiner oldu. Belediye Meclisi tarafından belediye başkanlığı görevine getirilen kişi de eski Ankara Valisi Kemal Aygün olacaktı. 27 Mayıs 1960, DP yönetimini devirirken, aynı zamanda Menderes’in göreve getirdiği Kemal Aygün’ü azlederek bir devri kapatmış oldu.


Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

Yapılan yorumlarda IP Bilgileriniz kayıt altına alınmaktadır..!

    Bu Habere Henüz Yorum Yapılmamış..!
 
  HIZLI ARA
 
 
 
  HAVA DURUMU
 
..

Mersin Haberleri, Mersin Son Dakika, Mersin Haber, Haberler, Son Dakika, Mersin, Mersin Siyaset



 
 
ANASAYFA İLETİŞİM KÜNYE GİRİŞ SAYFAM YAP SIK KULLANILANLARA EKLE GİZLİLİK İLKELERİ

 
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
demokratmersin.com © Copyright 2007-2019 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz.

URA MEDYA