16:08  ‘VATANDAŞ SOKAKTA YÜRÜME HAKKINI KULLANACAK’  16:07  SİYANÜR İNTİHARLARI MECLİS GÜNDEMİNE TAŞINDI  13:46  BIR MEZITLI KLASIĞI: YAZLıK SINEMA   13:44  BAŞKAN YıLMAZ, PAZAR ESNAFıNı ZIYARET ETI  13:42  KARARLARı DA ISTIFASı KADAR SıRADıŞı LIDER NURSULTAN NAZARBAYEV  13:40  KOCAMAZ’I MI YEMEK, SEÇER’İ Mİ DÖVMEK  13:39  NERMIN ERGENEKON’DAN -DOĞU SİNEMASI-  13:37  ABD’NİN BALKANLARDAKİ SON ATAĞINA VE GÜNCELLENMİŞ YENİ SEVR PLANINA DİKKAT EDELİM!  13:36  ÖĞRETIM BIRLIĞI YASASı’NıN MIMARı: VASıF ÇıNAR  16:53  O BÜYÜK OZANı KAYBEDELI 56 YıL OLDU  16:51  YAPAY ZEKA INSANLıĞıN YENI RÖNESANSı Mı?  16:50  ÇÖLE GEBE OLMAK  16:48  BAŞKAN TARHAN’ıN BIR HAYALI DAHA GERÇEKLEŞTI  19:03  ÇEVRE GÜNÜ KAPSAMıNDA 17 SANATÇıDAN ANLAMLı SERGI  17:02  BAŞKAN TARHAN PERSONELI ILE BAYRAMLAŞTı  17:00  İSO LISTELERINE GIREN MERSIN FIRMALARı ROL MODELLERIMIZDIR  16:59  ÇOCUKLAR DENIZLER HAKKıNDA BILGI ALDı  16:57  AKARYAKıTÇıLAR KAÇAĞıN ÖNLENMESI IÇIN YENI KDV FORMÜLÜ  16:56  MEZITLI’DE BAŞKAN -HALK EL ELE...  16:55  TÜRKLER KıLıÇ ZORUYLA Mı MÜSLÜMAN OLDULAR? 

27 Mayıs dersleri

27 Mayıs’ın bağımsızlıkçı ve kucaklayıcı çoğulculuğu, Türkiye ittifakı'nın temelidir.‘Türkiye ittifakı’ 27 Mayıs’la kavga edilerek yapılamaz. 27 Mayıs düşmanlığı ile ancak, ABD ve piyonları ile aynı cephede buluşulur. Bunun için FETÖ, PKK ve mandacı liberallerin 27 Mayıs düşmanlığına bakmak yeterlidir

 
Arslan Kılıç / Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı

27 Mayıs Devrimi’nin 59’uncu yılındayız. Türkiye’nin yakın tarihine damgasını vurmuş bu eylem, toplumların gelişmesi üzerinde önemli etkiler yapmış her siyasi hareket gibi, 59’uncu yılında da tartışılıyor. 59’uncu yıldaki tartışmanın başını, son 15 yılda olduğu gibi yine AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan çekiyor. Bugün Cumhurbaşkanı olan Tayyip Erdoğan, 2014’e kadar bu tartışmayı, iktidarının BOP Eşbaşkanlığı yıllarında müttefikleri olan mandacı liberallerle birlikte; onların ideolojik-siyasi kılavuzluğunda yürütmüştü.

Liberallerle ittifakının sona ermesinden sonra 27 Mayıs’a karşıtlık konusunda liberal bakışı açısını değiştirmedi. Ama onlara yeni boyutlar ekledi.

Liberal bakış açısı, toplumsal gelişmenin yeni ve ileri aşamaya sıçrama sürecine girdiği, ama sürecin önünün tıkandığı ve sistemin, kendi işleyişi içinde tıkanıklığı açacak bir çare üretemediği kriz dönemlerinde, sürecin önünün 27 Mayıs türü devrimci müdahalelerle açılmasının kaçınılmazlığını reddeder. Sürecin önünü tıkayan öznel engellerin devrimci müdahalelerle aşılmasını, "komplo", "darbe" vb olarak değerlendirir. Toplumsal gelişmenin önündeki tıkacı oluşturan gerici güçlerin devrimci müdahalelere bakış açısı budur.

27 MAYIS’I YARATAN KOŞULLAR

1950’lerin sonundaki Türkiye’de, toplumsal ve siyasi çoğulculuğun yeni bir aşamaya yükselmesini dayatan koşullar olgunlaşmıştı. Toplumun yöneten sınıfı burjuvazi daha geniş bir yelpaze oluşturan bir büyüme ve çeşitliliğe ulaşmıştı. Bu gelişme, nicel ve nitele olarak gelişmiş bir işçi sınıfına karşılık geliyordu.

Aydınlar, basın, üniversite ve gençliğin oluşturduğu toplumun düşünce üreten ve taşıyan kesimleri daha geniş özgürlük talep ediyor; yargı ve hukuk sistemi başta olmak üzere devletin bürokratik aygıtı, bütün bu gelişmeleri kucaklayan bir yapıda yeniden örgütlenmeye ihtiyaç gösteriyordu.

DP iktidarı ise, hesapsız, plansız ve Batıya bağımlı ekonomik programının krize girdiği bu dönemde, sürecin önünü açmak yerine, 1946 sonrasındaki sınırlı çoğulculuğa geçişi sağlayan uzlaşmayı da bozarak, baskılarla tıkamaya kalkışıyordu.

27 Mayıs, DP iktidarının son vermeye kalkıştığı siyasi çoğulculuğu yeniden sağladı. 27 Mayıs, ekonomik kiriz nedeniyle kendisine oy veren geniş toplum kesimlerinin de hoşnutsuzluk göstermeye başladığı DP iktidarına son vererek, sürecin önünü açtı.

27 Mayıs, DP iktidarının devreden çıkarmaya yöneldiği parlamenter sistemi yeniden işletti. Türkiye’de siyasal çoğulculuğu, emekçi sınıfların siyasi akım ve örgütlenmelerine de açacak şekilde genişletti. Tayyip Erdoğan’ın bugün çok yakındığı Atlantik vesayetinin sorgulanmasını ve hiç değilse sınırlanmasını sağlayan bir süreci başlattı.


27 MAYIS’IN 12 EYLÜL’LE BAŞLAYAN SORGUYA ÇEKİLMESİ

12 Eylül de bir askeri hareketti. Fakat 27 Mayıs’ın tersine, ABD destekliydi. DP iktidarının mirasını sahiplendi ve 27 Mayıs’ı mahkûm etti. Anayasasını, getirdiği kurumları budadı.

ABD’ye ekonomik ve siyasi bağımlılığı artırdı. Tayyip Erdoğan’ın "ikinci kuşaktan atası" saydığı Turgut Özal’ı sahneye çıkardı.

Türkiye’de 1980 sonrasında 12 Eylül koşullarında yükselen neoliberal dalga ve 1990 sonrasında Turgut Özal’ın öncülük ettiği küreselleşme rüzgârı, 27 Mayıs’ı, 12 Eylül’den daha büyük ve köklü bir sorguya çekme hareketi yürüttü.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ve partisi AKP’nin 27 Mayıs karşıtlığı, birinci olarak bu Batıcı neoliberal sorgulamadan beslenmektedir.


ERDOĞAN’IN 27 MAYIS KARŞITLIĞINI DERİNLEŞTİRMESİ

Bugüne kadar bu karşıtlığını, bir yandan 12 Mart, 12 Eylül ve 28 Şubat’ı içine alan genel bir askeri darbe karşıtlığı temelinde açıklarken; diğer yandan 27 Mayıs’a karşı diğer askeri eylemlerden daha farklı karşıtlık nedenleri sayarak, daha kökten bir karşıtlık sergiledi.

Tayyip Erdoğan’ın bir iddiasına göre, "1950’lerde Türkiye her bakımdan adeta tıkır tıkır işleyen bir saat iken 27 Mayıs 1960 müdahalesiyle bu saatin zembereği kırılmış, bu saat durdurulmuştur." (1)
 
DP iktidarının 1958-1960 arasındaki yıllarının, derin ekonomik bunalım, büyük toplumsal hoşnutsuzluk, yüksek siyasi gerilim ve parlamentonun devreden çıkarılmaya çalışıldığı hukuk dışılıklarla tanımlandığını bilmeyen siyasi tarihçi yok.

Sistemin "tıkır tıkır işlediği" hiçbir düzende, 27 Mayıs boyutunda bir hareketin yapay ve zorlama eylemlerle yaratılamayacağı da, başarıya ulaşamayacağı da bir toplum yasasıdır. 27 Mayıs’ın, 1960 sonrasındaki, Türkiye’nin son 50 yılına damgasını vuran büyük demokratik, özgürlükçü, antiemperyalist ve bağımsızlıkçı toplumsal-siyasi uyanış ve ilerici hareketlerin önünü açtığını biliyoruz.

Tayyip Erdoğan’ın, Türkiye tarihinin Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet Devrimi’nden sonraki bu en ilerici hareketiyle ilgili bir başka değerlendirmesi ise, onun, bir FETÖ eylemi olarak gündeme gelen "17-25 Aralık yolsuzluk operasyonları" türünden bir "senaryonun" ürünü olduğudur: "27 Mayıs’ta nasıl bir senaryo varsa, 17 Aralık sürecinde de aynı senaryo var." (2)

Erdoğan 27 Mayıs karşıtlığı gerekçesine, 10 Ağustos 2014’te yapılan cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde, "27 Mayıs darbesi ile Cumhurbaşkanlığı makamını vesayet makamı haline getirdiler. Devlet ayrı, millet ayrı dediler" iddiasını ekledi. (3)

27 Mayıs’la ilgili bu iddiasını ise, 2 yıl sonra, ilk kez dillendirmeye başladığı Cumhurbaşkanlığı Sistemi’ne geçişin gerekçesi olarak yeni aşamaya taşıdı. Bu yeni 27 Mayıs karşıtlığı gerekçesinde, "27 Mayıs darbesinin en kötü mirası, partili cumhurbaşkanlığı sistemine son vermesidir" iddiasını öne sürdü. (4)

Erdoğan 14 Nisan 2017 Anayasa değişikliği referandumu kampanyası kapsamında yaptığı konuşmalarda ise, yapılan Anayasa değişikliğinin öngördüğü Cumhurbaşkanlığı Sistemi’ne eğer 1960’dan önce geçilseydi, 27 Mayıs’ın olamayacağını, 12 Eylül darbesinin de gerçekleşmeyeceğini öne sürdü: "Keşke bu değişikliği 1990’lı yıllarda gerçekleştirseydik. Zaten 80’li yıllarda terörü azdırıp, darbeye maruz kalmadan geçmiş olsaydık. Keşke rahmetli ve (eski Başbakan Adnan) Menderes ve arkadaşlarının hazin sonuyla neticelenen 1960 darbesi gerçekleşmeden böyle bir sisteme geçseydik. İşte o zaman bu tartışmaların hiçbirine gerek kalmayacaktı." (5)

Bu kısa özetten görüldüğü gibi, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 27 Mayıs karşıtlığının bir değil, zamanla çeşitlenip çoğalmış birçok nedeni var.

Bu nedenler içinde en dikkati çekeni, daha birinci yılında tıkanmaya başlayan Cumhurbaşkanlığı Sistemi’ni 27 Mayıs’ları önleyecek ilaç olarak görmesidir.

27 MAYIS DERSLERİ

Türkiye Tayyip Erdoğan yönetimi altında Atlantik sisteminden kopma ve bağımsızlaşma süreci yaşarken ve sürecin sağlıklı bir şekilde ilerlemesi, Cumhurbaşkanlığı Sistemi içine sığdırılamayacak bir "Türkiye ittifakı"nı dayatırken, bu sistemi, 27 Mayıs ya da "askeri darbeler" karşıtlığı üzerinden savunmaya ve işletmeye kalkışmanın akılcı bir yanı yoktur.

Tam tersine, 27 Mayıs, girilen süreçteki tıkanmanın parlamenter sistemin işletilmesiyle aşılması bakımından dersler içermektedir.

27 Mayıs’ın genişlettiği bağımsızlıkçı ve kucaklayıcı çoğulculuk, "Türkiye ittifakı" çoğulculuğunun temelini oluşturur. "Türkiye ittifakı" 27 Mayıs’la kavga edilerek yapılamaz.

27 Mayıs düşmanlığı ile ancak, ABD ve piyonları ile aynı cephede buluşulur. Bunun için FETÖ, PKK, mandacı liberaller cephesinin yıllardır sürdürdüğü 27 Mayıs düşmanlığına bakmak yeterlidir.


-DİPNOTLAR-

(1) 2012 yılı sonunda İmralı ve Kandil ile başlatılan "barış süreci"ne ivme kazandırmak üzere hazırlanan "Demokratikleşme Paketi"ni açıkladığı 30 Eylül 2013 tarihli basın toplantısında yaptığı değerlendirme ("İşte demokratikleşme paketi", ntv.com.tr, 30 Eylül 2013, 11:10).

(2) 10 Mayıs 2014’te Afyonkarahisar’da gerçekleştirilen "AK Parti 22. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı" açılış konuşması ("Erdoğan: 17 Aralık senaryosu 27 Mayıs senaryosu ile aynı", 10 Mayıs 2014 17:19, Haberler.Com).

(3) 06:50 - 6 Ağustos 2014 tarihinde resmi twetter hesabından yaptığı açıklama.

(4) 27 Mayıs 2016 tarihinde Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi’nde yaptığı konuşma ("Erdoğan: 27 Mayıs darbesinin en kötü mirası, partili cumhurbaşkanlığı sistemine son vermesidir", 27 Mayıs 2016 19:59/T24).

(5) 04 Mart 2017 tarihli Tekirdağ konuşması ("Erdoğan: Menderes’in hazin sonuyla neticelenen 1960 darbesi gerçekleşmeden böyle bir sisteme geçseydik", 04 Mart 2017, 21:22/Sputnik News).


Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

Yapılan yorumlarda IP Bilgileriniz kayıt altına alınmaktadır..!

    Bu Habere Henüz Yorum Yapılmamış..!
 
  HIZLI ARA
 
 
 
  HAVA DURUMU
 
..

Mersin Haberleri, Mersin Son Dakika, Mersin Haber, Haberler, Son Dakika, Mersin, Mersin Siyaset



 
 
ANASAYFA İLETİŞİM KÜNYE GİRİŞ SAYFAM YAP SIK KULLANILANLARA EKLE GİZLİLİK İLKELERİ

 
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
demokratmersin.com © Copyright 2007-2019 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz.

URA MEDYA