16:08  ‘VATANDAŞ SOKAKTA YÜRÜME HAKKINI KULLANACAK’  16:07  SİYANÜR İNTİHARLARI MECLİS GÜNDEMİNE TAŞINDI  13:46  BIR MEZITLI KLASIĞI: YAZLıK SINEMA   13:44  BAŞKAN YıLMAZ, PAZAR ESNAFıNı ZIYARET ETI  13:42  KARARLARı DA ISTIFASı KADAR SıRADıŞı LIDER NURSULTAN NAZARBAYEV  13:40  KOCAMAZ’I MI YEMEK, SEÇER’İ Mİ DÖVMEK  13:39  NERMIN ERGENEKON’DAN -DOĞU SİNEMASI-  13:37  ABD’NİN BALKANLARDAKİ SON ATAĞINA VE GÜNCELLENMİŞ YENİ SEVR PLANINA DİKKAT EDELİM!  13:36  ÖĞRETIM BIRLIĞI YASASı’NıN MIMARı: VASıF ÇıNAR  16:53  O BÜYÜK OZANı KAYBEDELI 56 YıL OLDU  16:51  YAPAY ZEKA INSANLıĞıN YENI RÖNESANSı Mı?  16:50  ÇÖLE GEBE OLMAK  16:48  BAŞKAN TARHAN’ıN BIR HAYALI DAHA GERÇEKLEŞTI  19:03  ÇEVRE GÜNÜ KAPSAMıNDA 17 SANATÇıDAN ANLAMLı SERGI  17:02  BAŞKAN TARHAN PERSONELI ILE BAYRAMLAŞTı  17:00  İSO LISTELERINE GIREN MERSIN FIRMALARı ROL MODELLERIMIZDIR  16:59  ÇOCUKLAR DENIZLER HAKKıNDA BILGI ALDı  16:57  AKARYAKıTÇıLAR KAÇAĞıN ÖNLENMESI IÇIN YENI KDV FORMÜLÜ  16:56  MEZITLI’DE BAŞKAN -HALK EL ELE...  16:55  TÜRKLER KıLıÇ ZORUYLA Mı MÜSLÜMAN OLDULAR? 

Çöle gebe olmak

Vatanın altına dinamit döşeyenlerle, emperyalistlerle, elele adalet yürüyüşleri yaparlar. Eşkıya başının heykelini dikeceğiz diyerek sözde meydan okuyanlarla ittifak kurarlar. Ama bir defa zihin körleşmiştir. Hatta mandaya, himayeye bile razı gelirler. Onları rahatsız eden tek şey iktidardır

 
AV. ALİ GÖÇMEN

Büyük Alman düşünür Frederich Nietzsche, bundan 140 yıl önce ‘Zerdüşt Böyle Buyurdu’ isimli ölümsüz eserinde yaşadığı çağı bir "dekadans" (Bozulma, çöküş) olarak tarif ediyor ve buna karşı içinde kopan çığlığı “Çöl büyüyor, çöl büyüyor! Çöl her yerde!’’ diyerek haykırıyordu.

Nietzsche’nin çığlığı “Vay, çöllere gebe olanın haline!” diye devam ediyordu. Heidegger’in yorumuyla Nietzsche çığlığını koparmış, insanlara ve bilhassa bizzat kendine şu soruyu yöneltmişti: “Sizin, gözlerinizle işitebilmenizi sağlamak için, önce kulaklarınızın patlatılması mı gerekiyor?” Heideggere göre çölleşme sadece yok etmekten daha korkutucuydu. Yok etmek esasen ortadan kaldırmayı ve dahası ‘Hiç’i ifade ediyordu, fakat çölleşme engel olmayı ve imkansızlığı öngörüyor ve yaygınlaştırıyordu. Çöleşme Mnemosyne’nin (bellek tanrısı) sürgüne yollanmasıydı.

Heidegger çölleşmeyi harabe haline gelmekten daha tehlikeli sayıyordu. Çünkü yıkım sonrası yeniden inşanın eski hale dönmenin imkânı yoktur. Ama çöl olma hali eski hale dönüşün imkânsızlığından öte daha korkuncu bir daha hayatın yeşeremeyeceğini ifade eden bir metafordur.

Bu yazımızda biz çölleşme metaforunu CHP de temsil edilen özelinde ‘Neo Atatürkçülük’ bağlamında irdeleyeceğiz. 1980’lerden sonra ilk olarak sol çevrelerde başlayan çölleşme süreci, maalesef zamanla Atatürkçülüğün fikir atlasını da içine alarak yayıldı. Çöl büyüdü ve zihinsel körleşme bir salgın hastalık gibi hızla her yeri kapladı.

ÇÖLLEŞME KENDİNİ VE TARİHİ İNKÂR İLE BAŞLAR

Fransız düşünür Debray; Cumhuriyet ve demokrasi tartışmasını yaptığı makalesinde, "Cumhuriyetin birincil erdeminin hafıza olmasına karşılık, demokrasinin gücü unutmada yatar. İnsanın insanı yaptığı yerde, doğan her çocuk 6 bin yaşındadır. Eğer elinizde tarihten başka bir şey yoksa, geçmişten kendinizi ayırmanız, kendi kendinizi sakatlamanızdır’’ diyordu.

Çölleşme kendisini inkâr ile işe başlar, çölleşen fikir sahiplerinin müttefikleri ve akıl hocaları da ondan bunu ister. “Ezberlerini boz, statükocu olma!” der. O yüzden Cumhuriyetin Tunceli’sine düşmandır ve kendisini “Ben Dersimliyim” diye tanımlar… Kendisini tarihten ayırdığı için ve elinde tarihten başka bir şey de olmadığı için kendisini sakatlamıştır. Onun için geçmişin sadece bir gardırop değeri vardır. Milli tarihin binlerce yıllık birikimi kültürel ve sosyal mirası bir anlam taşımaz. Attilâ barbar, Osman Bey keçi çobanıdır. Yavuz ise acımasız bir katil…

Kendini tarihten ve köklerinden ayırdığı için kökleri havada tuba ağacı gibi zamanın dışında gerçekliğin ötesindedir. Çöle gebe olanlar önce kendilerini inkâr ederler, parti programlarında milliyetçilik bir umdedir ancak onlar gayrı milliği savunur, hatta yöneticileri "devlet katil değil, seri katil" diye tweet atar, karakter buharlaşması mensubiyet duygusunu da buharlaştırmıştır. Az evvel yediği çeyrek domuzdan kalan kemik kırıntılarının fotoğrafını sosyal medya hesabında paylaşacak kadar lümpen tutumlu ve bir o kadar da milletinin geleneğine ve değerlerine karşı saygısız ve küstahdır.

Çölleşenlerin bir projesi, gelecek kurgusu, ideali yoktur. Onlar sadece yıkmak için vardır. Reaksiyonerdirler sürekli eleştirel ve saldırgan bir ruhla kendilerini konumlandırırlar. Kendileri bir program proje, gelecek ütopyası ortaya koymazlar.

Çölleşenlerin bir diğer özelliği de soysal hayatı, aile bağlarını, sadakat vefa, yüksek ideallere bağlılık, fedakarlık, mutluluk gibi manevi alanı değersiz saymalarıdır. Onlar için bunlar yüce değerler değildir. Köhnemiş gericiliğin kavramlarıdır. Hızla artan boşanmalar, sokakta etini satan kadınlar, uyuşturucu komasından duvar diplerinde ölen gencecik çocuklar, yetiştirme yurtlarını dolduran terk edilmiş bebekler, parçalanmış aileler umurlarında değildir; bu konuda tek kelime ettiklerini duymazsınız. Onlar için daha yüce idealler vardır. Seks işçilerinin çalışma özgürlüğü, atom santralleri, petrole bulanmış ördekler, eşcinsellerin evlilik ve evlat edinme hakkı, çok kültürlülük...
 
Çölleşenler milli olan her şeye muhaliftir; onlar için hep bir dış dünya yüceltmesi vardır. Norveç harika bir ülkedir, çünkü yere tükürene para cezası verilir. Ama Norveç’te siyah saçlı olduğu için katledilen yabancılar sorununa ilgisizdir.

Milli olan eskidir, geridir; değişmeli aksi halde baskılanmalıdır. Onun için laiklik sadece kadının sokakta şort giyebilmesidir. Laikliğin halkçı, milli karakterini kabul etmez, yaşam tarzı denilen ‘tanımsızlık’ üzerinden laikliği daraltır. Milletimizi birbirine bağlayan ana unsurun aynı zamanda müslümanlık olduğunu kabul etmez, kandil gecelerini, birlikte misafirlerle yenen iftar sofralarının neşesini, ramazan eğlencelerinin coşkusu, bayram sabahlarının serinlik veren duygusunu, umreye yolcu ettiğimiz büyük annemizle helalleşmeleri, askere gönderdiğimiz kınalı kuzuların uğurlama törenlerini hep ilkel geri bir dünyanın pratikleri olarak görür, burun kıvırır. Hac dönüşü komşusuna zem zem suyu ikram eden ve her bayramda penceresine Türk bayrağı asan hacı amcadan hazzetmezler. Çünkü o ‘gericidir’, yobazdır.

Ama komşularından gelen paskalya yumurtasından büyük bir heyecan ve mutluluk duyarlar. Çünkü o fantastik özgün bir dünyanın nesnesidir, hacı yağı kokmaz! Çölleşen neo Atatürkçülüğün ferdi için gelenek, kültür ve tarih gerici dünyanın ayakbağıdır. O rakısını yudumlayıp sirtaki oynamayı daha ileri bir pratik sayar.

DEVRİMCİ OLMAYAN DEVRİM ÇÖLLEŞİR

Çölleşmiş neo Atatürkçülükte temel asli unsurlardan birisi de Devrimin devrimci karakterini yitirmesi ile ilgilidir. Devrimin devrimci karakterinde bir buharlaşma yaşanmıştır. Her duraklama kaçınılmaz olarak bir gerilemedir. Kendini üretmeyen, ileriye bakmayan geçmişin naftalin kokulu siyah beyaz dünyasında heyula gibi dolaşan bir doktrin, fikir kaçınılmaz olarak eskiyecektir. Devrimden geriye içeriksiz bir gardırop nostaljisi kalmıştır. Bu nedenlerdir ki 12 Eylül Atatürkçülüğünün dilimize pelesenk ettiği "Emanetlerinin bekçisiyiz" söyleyişi karşı devrimcidir.

Çünkü Cumhuriyet bir müzenin karanlık ve loş koridorlarında camla muhafaza altına alınmış bir tarihi eser değildir. Yüksek idealleri ve hedefleri için ileri taşınan bir dinamiktir ve bunun için her daim hareket halinde canlı, güncel tazedir. Ancak bu ‘tazelenme’ bir biçim ve içerik değişikliği değildir. Ana prensiplerden sapmadan "yükselmek ileri gitmektir." İşte Atatürkçülerimiz devrimci karakterini yitirdikleri için, temel değerler süreç içerisinde önce tahrip edilmiş, devamında fikir dünyası çölleşmiştir. Ancak neo Atatürkçü içerik olarak tarihsel birikimi reddeder. Yukarıda da söylediğimiz gibi, çölleşme ile bellek tanrısı sürgüne gönderilmiştir. Hafızalarını yitirmiştir, tarihsel birikimi kazanımları tamamen yok saymıştır. Onlar için sadece aktüel olan vardır. Oysa bir millet bir Cumhuriyet yaşayandan çok ölülerden meydana gelir. Peyami Safa’yı, İhsan Sabri Çağlayangil’i, Fuat Köprülü’yü, Reşit Galip’i, Şükrü Kaya’yı, Nazım Hikmet’i, Yakup Kadri’yi hatırlamazlar.

Ama ‘Tayyip gitsin de nasıl giderse gitsin’ diyen şarkıcı kızları, çapkın futbolcuları bilirler. Çölleşme bu yönüyle bir avamlaşma, değersizleşme ve hiçleşmeyi beraberinde getirir.

Bu milletin fedakâr idealist ve devrimin ruhunu kendi ruhunda yaşayan o büyük şahsiyetleri unutmuşlardır. Sınır boylarında askerlik yapan nöbet tutan, şiir yazan tabiplik eden o fedailer nesli, çölleşeme zamanlarında unutulur hatırlanmaz. Artık sıkıcı kütüphaneler çağı kapanmış eğlenceli televizyon çağı başlamıştır. Bu nedenle devrimin öncüleri ne diyor ona değil; futbolcular, şarkıcılar, youtuberler ne diyor ona bakmak gerekir.

ÇÖLLEŞME AYNI ZAMANDA ZİHİNSEL KÖRLEŞMEDİR

Çölleşme zamanlarında zihinler körleşir fikir sabitleşir. Onlar Odysseus’un kulaklarına balmumu döktüğü tayfaları gibidirler; kulakları vardır ama duymazlar, gözleri vardır ama görmezler. Uyarırsınız sizi dinlemezler. Hatta sizi yoldan çıkmış olmakla itham ederler, dostane uyarılarınıza yüz çevirirler; vatanın altına dinamit döşeyenlerle, emperyalistlerle, elele adalet yürüyüşleri yaparlar. Eşkıya başının heykelini dikeceğiz diyerek sözde meydan okuyanlarla ittifak kurarlar. Ama bir defa zihin körleşmiştir. Hatta mandaya, himayeye bile razı gelirler. Onları rahatsız eden tek şey iktidardır. Spor müsabakalarında alınan bir milli başarı, ekonomik göstergelerdeki iyileşme onları mutlu etmez çünkü bir yönüyle iktidarın hanesine yazılan bir başarıdır ve onları rahatsız eder.

Yurtseverlik, bağımsızlık, koşulsuz idealizm çölleşmenin yok ettiği değerlerdir ve bu değerlerin yok olduğu bir yerde artık hayat yeşermez Çünkü çöle gebe olanlar çöl doğururlar.


Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

Yapılan yorumlarda IP Bilgileriniz kayıt altına alınmaktadır..!

    Bu Habere Henüz Yorum Yapılmamış..!
 
  HIZLI ARA
 
 
 
  HAVA DURUMU
 
..

Mersin Haberleri, Mersin Son Dakika, Mersin Haber, Haberler, Son Dakika, Mersin, Mersin Siyaset



 
 
ANASAYFA İLETİŞİM KÜNYE GİRİŞ SAYFAM YAP SIK KULLANILANLARA EKLE GİZLİLİK İLKELERİ

 
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
demokratmersin.com © Copyright 2007-2019 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz.

URA MEDYA