Atatürk ve İnönü döneminde ödenen Osmanlı iç ve dış borçları | DEMOKRAT MERSİN | Mersin'in Demokrat Gazetesi

 
 
18:04   BAŞKAN YILMAZ; "GELENEKSEL RAMAZAN AKŞAMLARINI TOROSLAR’DA YAŞATTIK"  18:06  GÜLTAK, ÇOCUK KÜTÜPHANESI VE OYUN ODASıNı HIZMETE AÇTı   17:51  YENIŞEHIR BELEDIYESI GıDA YARDıMı SEFERBERLIĞINI SÜRDÜRÜYOR  17:36  BAŞKAN YıLMAZ’DAN BAYRAM KAHVESI  17:29  KıZıLTAN, RAMAZAN BAYRAMıNı KUTLADı   15:34  KıLAVUZ   15:33  YENIŞEHIR BELEDIYESI KENTI NAKıŞ NAKıŞ IŞLIYOR  15:29  CHP MERSİN MİLLETVEKİLİ ANTMEN CHP’Lİ BELEDİYE BAŞKANI SEÇER’İN SUÇUNU AÇIKLADI  14:38  AKDENIZ’DE HAYAT VAR WHATSAPP DESTEK AĞı KURULDU  14:15  SAMSUN’DAN BÜYÜK TAARRUZ’A DÜNYAYı SARSAN 3 YıL  14:05  HAMIT TUNA’NıN ACı GÜNÜ  17:25  YENIŞEHIR’DE MUHTEŞEM BAYRAM COŞKUSU  17:22  BAŞKAN YILMAZ; "TOROSLAR’IMIZDA GELENEKLERİMİZİ YAŞATIYORUZ"  17:20  BAŞKAN YILMAZ, BENGÜ TÜRK’TE CANLI YAYIN KONUĞU OLDU  14:37  MGC YÖNETIMI BAŞKAN GÜLTAK’ı ZIYARET ETTI  14:37  ESAT ARSLAN: ABD’NIN SURIYE’DE YENI KURGULAMASı   14:32  SAĞLıK BAKANıNDAN YENIŞEHIR BELEDIYESININ UYGULAMASıNA DESTEK  11:23  BAĞIMSIZLIĞA VE ÇÖZÜME GİDEN KISA YOL:  10:57  LARVALAR KAYNAĞıNDA YOK EDILIYOR  10:56  YENIŞEHIR’DE BELEDIYE- MUHTAR IŞBIRLIĞI  
Atatürk ve İnönü döneminde ödenen Osmanlı iç ve dış borçları

1850’den sonra yapılmış Osmanlı’dan kalan ne kadar Saray, Okul vb. yapı varsa, bunların yapımından kaynaklanan borçları Genç Cumhuriyet, Atatürk ve İnönü döneminde yoksul halkın 'nafakasından, ekmeğinden' keserek ödemişti

Atatürk ve İnönü döneminde ödenen Osmanlı iç ve dış borçları

PROF. DR. KEMAL ÜÇÜNCÜ / TEOMAN ALPARSLAN

29 Ekim 1914 sabaha karşı “Almanların bir oldu-bittisi” sonunda Çarlık Rusyası’nın Odesa ve Kırım limanlarındaki “müstahkem deniz üslerini” bombalayarak I.Dünya Savaşı’na girdik. 1855’den bu yana birikmiş Osmanlı dış borçları ve önemli gelir kalemlerinin “Devlet İçinde Devlet” olan Duyunu Umumiye (Borçlar) İdaresince toplanması nedeniyle maliye iflas etmişti. Savaşa girmemizin asıl nedeni aslında bu mali durumdu.

Almanlardan önce zamanın “süper” devletleri olan İngiltere, Fransa ve Çarlık Rusyası’na yaptığımız “müttefik olalım, ittifak edelim” teklifimiz reddedilmişti. Geride kala kala “ittifak teklif ettiğimiz devletlerin” can düşmanı olan Almanya vardı. Bizde zorunlu olarak Almanya ile ittifak yapmak zorunda kaldık.

Almanya ile ittifak yapılmasının ikinci nedeni ise (ki büyük tarihcilerimiz üzerinde pek durmazlar) 14 Ocak 1914’de Çarlık Rusyası’nın verdiği nota (tehdit) sonunda imzalanan 8 Şubat 1914 tarihli “Doğu Karadeniz ve Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da Ermenilere özerklik veren ve bölgeyi (Erzurum, Trabzon ve Sivas ve Van, Bitlis, Harput ve Diyarbakır şeklinde) iki idari yapıya ayırıp başlarına yabancı iki vali atanmasını öngören” anlaşmadan kurtulma isteğidir.(1) Nitekim, I.Dünya Savaşı’na girmemiz ile bu anlaşma tarihin çöplüğüne atılmıştır.

LOZAN'DA EN ÇOK GÖRÜŞÜLEN KONU

Lozan görüşmeleri sırasında üzerinde en fazla durulan ve görüşmeleri çıkmaza sokan konu “Osmanlı Dış Borçları” olmuştur. İngiliz ve Fransızlar, hesap dökümü hazırlayarak İstanbul Hükümeti ve Padişah Vahdettin’e Sevr Anlaşması ile kabul ettirdikleri meblağ üzerinden Lozan’da pazarlığa oturmuşlardır.

Yapılan pazarlıklar ve çetin görüşmeler sonunda, Türkiye sınırları ve ayrılan yerlerin yıllık gelirleri üzerinden bir bölüşüm yapılarak, Osmanlı Dış borçlarının %75’i Türkiye hissesine, %25’i de Arap ve Mısır ve Balkanlarda (Yunanistan dahil) kalan topraklarda kurulan devletlere bölüştürülmüştür.

Üstlenilen Osmanlı Dış Borçları, birilerinin dediği gibi geçmişle bağımızı koparmak yerine, onun devamı ve mirascısı olduğumuzu da tarihe not düşen bir belgedir. Atatürk, Milli Mücadele’nin başından itibaren Osmanlı dış borçlarından “kurulacak yeni Türkiye’ye hisse düşeceğinin” bilincindeydi. Bu nedenle, ağırlığı kalkınma ve kaynak yaratmaya vermiş ve bunun ilkelerini 17 Şubat 1923’de İzmir İktisat Kongresi’nde yaptığı konuşmada, açıklamıştı:

“Ülkemizi bayındır kılıp cennet haline getirecek olan araç ve etkenler tümüyle ekonomik faaliyetlerdir. Geçmişte ve özellikle Tanzimat devrinden sonra, yabancı sermaye, ülkede kural dışı ayrıcalıklara sahipti. Devlet ve hükümet, yabancı sermayenin jandarmalığından başka bir şey yapmıyordu.

15 YILLIK SÜREÇ

Artık, her medeni devlet ve millet gibi, yeni Türkiye buna razı olamaz; burasını esirler ülkesi yaptırmayız. Bütün millet, bütün Dünya bilsin ki, bu millet tam bağımsızlığının sağlandığını görmedikçe, yürüdüğü yolda bir an durmayacaktır.”(2)

Aslında Atatürk, 1923-1938 arasındaki 15 yıllık süre içinde:

1. Lozan Anlaşması ile gümrükleri değiştirme irademizin 1929’a kadar sınırlandırılmış ve gümrük vergi gelirlerinden bu süre içinde yararlanmamız önlenmiş olmasına,

2. İzmir İktisat Kongresi’nde alınan karar gereğince vergi gelirlerinin %15,4’ünü oluşturan Aşar Vergisi’ni(3) 17 Şubat 1925’de kaldırmasına ve 1925 yılı bütçesinin 31,1 milyon TL(4) açık vermesine,

3. 1929 Dünya Ekonomik buhranına (ki şu andaki Corona ve petrol krizinin neden olduğu ekenomik krizden çok daha kötüydü),

4. Yetişmiş nitelikli insan gücünün her ilde ve ilçede bir elin parmakları kadar olmasına ve

 

5. Mübadil olarak 450.000 kadar Müslüman nüfusu Anadolu’ya yerleştirme sorunlarına,

6. Ve Osmanlı’dan devralınmış hiç bir sanayi tesisi olmamasına, rağmen, Dünya tarihinde “görülmedik” bir şekilde 1854’den 1914’e kadar birikmiş olan toplam 107.528.463. Osmanlı Altın Lirası (1923’de 711.321.Kg. altın ve 472.651.202. ABD doları tutarında) Osmanlı dış borçlarını ödemeyi Lozan Anlaşması gereğince 1928’de yapılan mutabakat ile üstlenmiştir (TABLO-1).(5) Ayrıca bu borçlar için 5.219.692. altın lira faiz ödenmesi de karara bağlanmıştır.

Tablo-1’de verilen 1928 mutabakatı gereğince, 1929-1930 ekonomik bunalımına rağmen 1.296.408 altın lira Osmanlı borçları ödenmiştir. Ancak ekonomik bunalım ve değişen Dünya dengelerini de dikkate alan Atatürk, Şükrü Saraçoğlu ile yaptığı değerlendirme sonunda özetle “Lozan Anlaşması’yla dış ticarette Osmanlı’dan kalma Kapitülasyon haklarının 1928’e kadar devam etmesi nedeniyle her yıl ortalama olarak 25 milyon TL olmak üzere en az 100 milyon TL sadece gümrük vergi gelir kaybı olduğunu; Türkiye’nin artık ayakları üzerinde durur hale geldiğini ve bu şartlarda borçlarda indirim yapılmasını; aksi halde alacaklılara ödeme yapılmayacağı” kararını almış ve Şükrü Saraçoğlu’nu Paris’e alacaklılarla görüşmek üzere Aralık 1932’de danışman heyetiyle birlikte göndermiştir.

BORÇLAR DAHA DA İNDİRİLDİ

Uzun pazarlıklar sonunda Atatürk yönetimi isteklerini Nisan 1933’de kabul ettirerek, 1928’de mutabakat sağlanan miktardan %90,8 oranında indirim yaptırarak 107.528.463 Altın lira olan Osmanlı borçlarını 9.874.751. Altın Liraya indirtmiştir. Ayrıca, “altın lira” yerine borçların karşılığı olan 962.636.000. Fransız Frangı üzerinden %7,5 faizle ödenmesini de kabul ettirmiştir. Yeni ödeme planı 28 Mayıs 1933 gün ve 2234 sayılı Kanun ile TBMM’de onaylanmış ve yürülüğe girmiştir.

Bu “inanılmaz” başarıyı Eskişehir Milletvekili Emin Sazak, “Usanmaz bir uğraşma sonucu Türk’ün yeni Türk olduğunu, Gazi ve Cumhuriyet Türk’ü olduğunu, hesaplama işlerinde aldanmaz bir varlık olduğunu ispatlayan Saraçoğlu Şükrü Bey’e açıkça teşekkürü görev saydım” şeklinde özetlemiştir.

Osmanlı dış borçlarının (TABLO-2);

1. %42,6’sı Atatürk döneminde ödenmiştir. Atatürk zamanında ödenmiş olan Osmanlı dış borçlarının eşdeğeri alım gücü (PPP) 138 milyar dolardır.

2. Kalan Osmanlı dış borçları ise İsmet İnönü zamanına ödenmeye başlanmış ve 1944 yılında Başbakan Şükrü Saraçoğlu’nun teklifi ile 1954’e kadar olan taksitler defaden ödenerek kapatılmıştır. İnönü döneminde ödenmiş olan Osmanlı dış borçların eşdeğer alım gücü ise 225 milyar dolardır.

3. Atatürk döneminde 10.527.217 TL tutarındaki Osmanlı iç borçları da ödenmiştir. Ödenen Osmanlı iç borçlarının eşdeğeri 2020 dolar alım gücü 57.8 milyar dolardır.

Özelleştirme gelirlerinin toplam tutarının 2003-2019 arasında 63,5 milyar dolar olduğu dikkate alındığında, gerek Atatürk ve gerekse İnönü dönemlerinde ödenmiş olan ve Tablo-1’de listelenen Osmanlı borçlarının ağırlığı daha iyi anlaşılacaktır.

Lozan’da savaş dönemi borçları, tazminatlardan mahsup edilmiştir: I.Dünya Savaşı sırasında Osmanlı Devleti savaşın finansmanı için Almanya’dan 180,5, diğer müttefik Avusturya’dan da 2,2 milyon altın lira olmak üzere 182,7 milyon altın lira borç almıştır.(6)

Ancak Almanya’nın bu alacağı savaş sonunda İtilaf Devletlerine Versay anlaşmasıyla geçmiş; Lozan görüşmeleri sırasında İtilaf Devletlerinin Kasım 1918’den itibaren yaptığı işgaller ve beş yıllık (1918-1923) İstanbul işgali nedeniyle uğrattığı zarar, el koyup yurt dışına çıkardığı varlıklar ve insanlarımıza vermiş olduğu zararlar, bedeli ödendiği halde teslim edilmeyerek el konulan iki savaş gemisi (Sultan Osman ve Reşadiye) ve Yunanlıların Milli Mücadele sırasındaki zararlarına mahsup edilerek ödenmemiş ve karşılıklı olarak ibralaşılmıştır. Edirne Karağaç istasyonu ve çevresi alınırken, İtalya’nın 12 adalarda Balkan Savaşı sonunda başlayan egemenliği kabul edilerek, Batı Trakya Yunanistan’a bırakılmıştır.

 

Atatürk liderliğindeki Türkiye, “vatandaşının bir an evvel savaş sıkıntılarını atlatabilmesi amacıyla” 7-8 Ağustos 1921'de Tekalifi Milliye gereğince Sakarya Savaşı öncesinde halktan topladığı 6.003.663 TL (2020 eşdeğer alımgücü 48.221.920.280.$) olan borçların % 72.3'ünü (4.340.508 TL) 1923'te geri kalan %27.7'lik kısmı ise her yıl yapılan ödemelerle 1929'da kapatmıştır.(7)

MUCİZEVİ İŞLER

Atatürk döneminde ödenmiş olan Osmanlı iç ve dış borçlarına ilaveten, ayrıca Osmanlı zamanında yabancılara imtiyazları verilen demiryollarının Türkiye içinde kalan 3.790 km.lik kısmı devletleştirilmiş; 3.300 km. demiryolu da yaptırılarak toplam demiryolu uzunluğunu 7090 km.’ye çıkarılmıştır.

Ayrıca, 1881’den bu yana “kolcu” paralı kolluk kuvvetleriyle insanımıza her türlü zorbalığı yapan Reji (Tütün Tekel(8)) Şirketi, 1 Mart 1925 tarihinde kabul edilen 558 sayılı Kanunla devletleştirilmiş; imtiyaz ve malları Fransızlardan 40 milyon Frank’a satın alınmıştır.

Bu mucizevi işler, Lord Curzon’un Lozan’da İnönü’ye “Para kimsede yok. Ancak biz verebiliriz. Memnun olmazsak kimden alacaksınız? Harap bir memleketi nasıl kurtaracaksınız? İhtiyaç sebebiyle yarın para istemek için karşımıza gelip diz çöktüğünüz zaman, bugün reddettiklerinizi cebimizden birer birer çıkartıp size göstereceğiz”(9) şeklindeki İngiliz ekonomik tehdidine rağmen, Osmanlı dış borçlarından %90,7 oranında indirim Atatürk’ün direktifi üzerine yaptırılmıştır (TABLO-1).

“Osmanlı tarihinde bütün çabalar ve bütün çalışmalar milletin arzusu, emelleri ve gerçek ihtiyaçları gözönünde bulundurularak değil, şunun bunun kişisel hırslarını, emellerini yerine getirme yönünde yapılmışken”(10), Atatürk, Türk Milleti’nin temel ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik sanayi tesislerinin kurulma hamlesini de başlatmıştır.

Bu sanayi hamlesinin “stratejik hedefini” 1923 İzmir İktisat Kongresi’nde “Tam bağımsızlığın, Milli ve Ekonomik Egemenlikle pekiştirilmelidir” şeklinde belirlemiş ve uygulamıştır.

Kısa zamanda ödenen devasa Osmanlı borçlarına rağmen Sümerbank, Etibank, Şeker ve Kağıt Fabrikaları, MKE fabrikaları, Şişe-Cam ve Karabük Demir Çelik gibi temel sanayi tesisler de Sovyet Rusya’dan alınan kredi ve teknik destekle faaliyete geçirilmiştir. Kayseri Uçak Fabrikası ise Almanlarla ortak gerçekleştirilmiştir.

Şu anda 1850’den sonra yapılmış ne kadar Osmanlı’dan kalan Saray, Okul v.b. yapı varsa, bunların yapımından kaynaklanan borçları Genç Cumhuriyet, Atatürk ve İnönü döneminde yoksul halkının “nafakasından, ekmeğinden” keserek ödemiştir.

Kar izleri örtmesin!

 

DİPNOTLAR:

(1) Osmanlı Devleti bu “müstemleke anlaşması” ile Doğu Karadeniz ve Doğu ve güneydoğu Anadolu’da ipleri Rusya’nın eline vermiş, genel nüfus içindeki payları hiçbir yerde %25’i geçmeyen (Ermenilere) % 50 oranında temsil edilme hakkını il idarelerinde tanımıştır. 
(2) Ayrıntı için: Metin Aydoğan, İzmir İktisat Kongresi https://veryansintv.com/izmir-iktisat-kongresi/ (26.02.2020)
(3) Aşar kelime anlamından da anlaşılabileceği gibi, tarım ürünlerindenilke olarak % 10 oranında alınan gelir vergisidir.
(4) Esfender Korkmaz, “Mali Yapı Mali Politikalar”, Yeni Türkiye Dergisi, Sayı:23-24, Cumhuriyet Özel Sayısı-V, Eylül-Aralık 1998, s.3414
(5) Kesin mutabakat 3 Haziran 1928’de Paris’te imzalanan ve 1 Aralık 1928 tarih ve 1367 sayılı kanunla onaylanmış olan sözleşme ile 107.528.463 altın lira olarak belirlenmiştir.
(6) Alptekin Müderrisoğlu, Kurtuluş Savaşı Mali Kaynakları, Yapı-Kredi Yay., İstanbul 1981, s.129
[Bu alacağın içinde Yavuz ve Midilli zırhlılarının bedelleri de vardır.]
(7) https://www.sozcu.com.tr/2020/yazarlar/sinan-meydan/bedeli-odenmistir-5727517/
(8) Tütün üretimi ve ticaretinin yabancı yönetimi ve denetiminden tam anlamı ile kurtarılması 1930 yılında çıkarılan 1701 sayılı ‘Tütün İnhisarı Kanunu’ ile sağlanmıştır.
(9) İsmet İnönü'nün Hatıraları, Cumhuriyet Gazetesi eki, Yenigün Haber Ajansı,1998, s. 3O
(10) Atatürk’ün Şubat 1923 İzmir İktisat Kongresi konuşmasından.


Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

Yapılan yorumlarda IP Bilgileriniz kayıt altına alınmaktadır..!

    Bu Habere Hen?z Yorum Yap?lmam??..!
 
  HIZLI ARA
 
 
 
  HAVA DURUMU
 
..

Mersin Haberleri, Mersin Son Dakika, Mersin Haber, Haberler, Son Dakika, Mersin, Mersin Siyaset



 
 
ANASAYFA İLETİŞİM KÜNYE GİRİŞ SAYFAM YAP SIK KULLANILANLARA EKLE GİZLİLİK İLKELERİ

 
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
demokratmersin.com © Copyright 2007-2020 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz.

URA MEDYA