| DEMOKRAT MERSİN | Mersin'in Demokrat Gazetesi

 
 
10:49  MERSİN’E ÇEVRE DOSTU 100 YENİ OTOBÜS DAHA GELİYOR  10:31  KARİYER MERKEZİ, DÜNYA GAZETESİ YAYIN KURULU BAŞKANI ŞEREF OĞUZ’U AĞIRLADI  14:58  KADıNA YÖNELIK ŞIDDETE TWEET ZINCIRI ILE DIKKAT ÇEKTILER   14:54  SABRI TEKLI: ÇALıŞANLARıMıZıN SAĞLıĞı HER ŞEYDEN ÖNEMLI  14:38  TOROSLAR’DA, ŞIDDETE SıFıR TOLERANS  14:27  TARSUS TSO MECLIS TOPLANTıSı YAPıLDı  12:45  ATATÜRK’Ü ANLAMAYANLARA KISA BİR DERS NOTU:  10:28  DINÇER;”COVID 19 SALGıNıNDAN ETKILENEN ESNAFA HIBE DESTEĞI YOLDA”  10:17  YENIŞEHIR BELEDIYESINDEN DIKKAT ÇEKEN ÖĞRETMENLER GÜNÜ FILMI  10:09  KOÇAK’TAN IHALEYI ALAN KOZUVA’YA HAYıRLı OLSUN MESAJı  10:09  KOÇAK, TÜRK TICARET VE SANAYI ODASı TOPLANTıSıNA KATıLDı  09:41  BÜYÜKŞEHİR, KADINA YÖNELİK ŞİDDETE DUR DİYOR!  15:05  FORUM MERSIN’E TSE GÜVENLI HIZMET BELGESI  15:05  TOROSLAR’DA VEZNELER, HAFTA SONU AÇıK  15:01  AKDENIZ’IN PARK VE YEŞIL ALANLARı YENILENIYOR  14:52  SEÇER, ÖĞRETMENLER GÜNÜ KUTLAMA PROGRAMıNA KATıLDı  11:43  CHP’LI BAŞARıR, ÇUKUROVA BÖLGESEL HAVALIMANı ÜST YAPı IHALESINI MECLIS GÜNDEMINE TAŞıDı  11:43  CHP TARSUS İLÇE BAŞKANı VARAL, ÖĞRETMELER GÜNܒNÜ KUTLADı  11:14  YASEMIN BANA ANLATMıŞTı BENDE SIZE ANLATAYıM...   10:17  BÜYÜKŞEHIR’DEN SMA SAVAŞÇıSı NISA NUR VAROL’A DESTEK 
İngiltere sömürgeci geçmişiyle yüzleşiyor

Dr. Berna Bridge / İngiltere

Fransa “Özgürlük” adı altında ama muhtemelen ırkçı bir aşağılama niyetiyle eski sömürgelerinden işçi ve göçmen olarak gelen yoksul Müslümanların inançlarıyla alay eden Hz. Muhammed karikatürleri çizerek kışkırtma ile kan dökülmesine neden olurken, İngiltere daha özenli bir şekilde geçmişte yapılan haksızlıkları biraz da olsa giderebilmek için çeşitli adımlar atıyor.

VİCTORİA VE ALBERT MÜZESİ ETİYOPYA’YA ESERLERİ İADE ETME GİRİŞİMİNDE 
Bunlardan birisi ünlü Kraliçeleri Victoria ve eşi Albert’in adını taşıyan Londra’daki Victoria ve Albert müzesinden geldi. Müze yönetiminin Etiyopya’dan sömürgecilik zamanında getirilen ve müzede sergilenen hazinelerin geri verilmesi konusunda Etiyopya Büyükelçiliği ile görüşmeleri devam ediyor. Müze müdür yardımcısı Tim Reeve müzede sergilenen eserlerin kaynağı hakkında daha dürüst olmaları gerektiğini belirtiyor. Reeve, “Bu eserler ödünç alınmamıştı, yağmalanmıştı. Biz müzemizde bu konuda dürüst olmaya çalıştık” diyor. 

İadesi görüşülen tarihi eserler arasında 150 yıl önce getirilmiş altın bir taç ve kraliyet giysileri gibi yüzlerce eser var. Etiyopyalılar 150 yıldır bunları geri getirmenin savaşını veriyor. Reeve Londra’da birçok müzede benzer yağmalanan eserler olduğunu belirtiyor ve yasa şu an geri vermeyi yasaklıyor ancak biz bu eserleri “uzun vadeli ödünç” kategorisine koyarak başlarsak, ileride tüm bu eserleri Etiyopya’ya iade edebileceklerini ekliyor. 

NATİONAL TRUST’IN SÖMÜRGECİ GEÇMİŞİ OLAN BİNA VE MEKAN RAPORU
İkinci bir adım ise National Trust (Milli Vakıf) adlı kuruluştan geldi. National Trust Birleşik Krallık’ta tarihi ve doğa güzellikleri olan bina ve mekânları koruyan, müzeye dönüştüren gönüllü bir kuruluş. Bu vakıf da geçtiğimiz günlerde sömürgeci bağlantısı olan binaları mercek altına aldı ve bir rapor yayınladı. Vakfın, bir komisyonu sömürgecilik ve kölecilik bağlantılarıyla ilgili bir rapor hazırlaması için bir yıl önce görevlendirdiği belirtildi.

Rapor 93 bina ve mekânın sömürgeci veya köleci geçmişle ilgilerini açıkladı. Bu rakam yaklaşık National Trust’ın sahip olduğu bina ve mekânların üçte biri. Bu rapora göre örneğin, Churchill’in evi olan Chartwell ve Lundy adasındaki binaların sömürgecilik veya kölecilikle ilgileri bulundu. Charwell’in izi Hindistan’a uzanırken, Lundy’nin izi hapishanede yatanların ücret almadan harcadığı iş gücüne bağlandı. Hare Hill’in ise köle alım satımıyla ilgili bağları ortaya çıktı.

National Trust’ın küratör ve koleksiyon direktörü Dr Tarnya Cooper “Bu rapor sömürgecilikle ilgili bağların anlaşılmasının başı ve söylemimize daha yeni giriyor. Ayrıca, tarihin kompleks, karmaşık, zor yüzüyle ilgili farkındalık sağlıyor. Geçmişte, tek bir açıdan, tek bir öykü anlatılıyordu. Biz daha açık, dürüst, doğru, kesin ve hakça öyküler sağlamak istiyoruz. Doğruyu mu anlatıyoruz kaygısı yaşamak istemiyoruz. Tarihimizi daha doğru anlatmak istiyoruz” dedi. “Biz geçmişle ilgili bir yargılamada bulunmuyoruz. Tarihi doğru anlatmak istiyoruz. Herkesin kendi yargısına varmasını istiyoruz” diye ekledi.

Rapor Churchill’in Chartwell’i 1946 da aldığı, 1921-1922 arası kendisinin Sömürgeler Bakanlığı yaptığı, 1943’te ünlü Bengal Kıtlığı olup, tüm buğdayın Churchill’in emriyle İngiltere’ye sevkinden dolayı binlerce Hintli açlıktan öldüğünde kendisinin Başbakan olduğunu açıklıyor. 1935de Hindistan’a bir miktar özerklik verilmesine de karşı çıktığı biliniyor.

Raporun değindiği başka bir bina da Merseyside (Liverpool) daki Speke Hall. Binanın sahibi Richard Watt’ın (1724-1796) kölelerin ürettiği şeker ve romu pazarladığı, bununla 1793de bir köle ticareti gemisi satın aldığı, 549 köleyi taşıdığı ve 539’unun yaşamını kaybetmeden sattığını rapordan öğreniyoruz. Güzelliğiyle gezenleri büyülen yukarıdaki binanın öyküsü de bu hazin öykü. Yaşanmış bu hazinliklerle gelecek kuşakları doğru bilgilendirmek kefaret için ilk adım olsa gerek… 

National Trust’a ait olan bu binalar müze şeklinde halkın gezip görmesine açık. Vakfa üye olanlar indirimli bir fiyattan bu evleri ve mekânları gezebiliyorlar. Vakfın bu raporu hazırlatması bazı tutucu kişileri rahatsız etmiş olmalı ki üyelikten çıkmışlar. Ancak Cooper bu kişilerin sayısının çok az olduğunu belirtiyor ve “Tarihle ilgili insanlar üyemiz oluyor. Onlar bizim onlara tarihi doğru ve sorumlu bir biçimde anlatmamızı istiyorlar” diye ekliyor.

Rapor ayrıca köleliğe ve sömürgeciliğe karşı savaşan insanların sahip olduğu evleri de açıklıyor. İngiltere’de, malikânelerde çalışan Afrika ve Asya kökenli insanların da isimlerini açıklıyor. Bu bilgiler BBC ve The Guardian gibi geniş okuyucu kitlesi olan medyada paylaşılıyor.

MÜFREDATA AFRİKA VE ASYA KÖKENLİ BRİTANYALILARIN TARİHİNİN KONMASI KONUŞULUYOR
İngiltere yalnızca sömürgeci ve köleci geçmişiyle değil, ırkçılıkla da ilgili olumlu adımlar atmaya çalışıyor. İşçi Partisi başkanı Keir Starmer okullarda daha fazla Britanyalı zencilerin tarihinin okutulmasını, eğitimde, müfredatta azınlıklarında da tarihinin olmasını istiyor. Eşitlik için Afrika ve Asya kökenlilerin ne kadar mücadele edildiğinin anlatılması gerekliliğine değiniyor. “Bazı okullar bunu yapıyor ama hükümetin bunu tüm okullara yayması gerek” diyor.

Teach First isimli eğitim derneğinin yaptığı araştırma öğrencilerin hiçbir beyaz olmayan yazarın kitabını okumadan ortaokulu bitirebildiğini saptadı. 1999da yayınlanan Stephen Lawrence isimli siyahinin öldürülmesini araştıran Mcpherson raporu ise kültürel çeşitliliğin ırkçılığı önleyeceği düşünülerek milli müfredatın değişmesi gerekliliğine değindi.

Üzerinden 20 yıl geçtikten sonra yayınlanan Windrush raporu, Windrush skandalının halkın ve devlet memurlarının sömürgeci tarihi, göç ve siyahi Britanyalıların tarihini iyi anlayamamalarından dolayı oluştuğunu belirledi. Windrush skandalı neydi?

WİNDRUSH SKANDALI
İkinci Dünya Savaşı sonrası Birleşik Krallığın işçi gereksinmesini karşılama amaçlı Windrush gemisiyle sömürge Jamaika’dan getirilen insanların ve onların bu ülkede doğan çocuklarının Birleşik Krallık vatandaşlığı almamaları (zaten sömürge olarak Krallığın vatandaşlarıydılar) ancak Jamaika’nın sömürgelikten bağımsızlığa geçmesi nedeniyle Birleşik Krallıkta yabancı statüsüne düşmeleriydi. Hastanelerde ücretsiz sağlık hizmeti alamadıklarında skandal olarak ortaya çıktı ve bu skandala Windrush olan geminin ismi verildi.

Black Lives Matter (Siyahi Yaşamlar Önemlidir) hareketi Birleşik Krallıktaki bu tür aksamaları iyice mercek altına aldı. Siyahi Britanya tarihinin, sömürgeciliğin ve köle ticaretinin müfredata eklenmesi ırkçılıkla savaşta önemli bir adım olarak görülmekte. Starmer Boris Johnson’a ırkçılıkla ilgili eşitsizliklerde daha hassas olması çağrısında bulundu.

Starmer siyahi annelerin doğumda ölüm riskinin beyazlara göre beş kat fazla olduğunu açıkladı. Johnson yanıt olarak hükümetin eşitsizliklerle ilgili geniş çaplı bir araştırma başlattığını söyledi. Starmer göstericilerle birlikte siyahiler için diz çökmüş ve çok önceleri Colston’ın heykelinin indirilip bir müzeye konması gerektiğini söylemişti.

DİLDEKİ IRKÇILIK
The Ekonomist dergisi ise dildeki ırkçılıkla ilgili sözcüklerin düzeltilmesi konusuna vurgu yaptı. İngiliz dilinde ırkçı birçok söylem olduğunu yazan dergi sorunun çok derine indiğini, birçok olumsuz sözcük ve deyimin “siyah”a vurgu yaptığını ve bunun karanlıkla ilgili bir korku yarattığını, tehlikeyi, kötüyü çağrıştırdığını açıkladı. Örneğin “kara liste” gibi sözcüklerin (İngilizce siyah/kara sözcüğüne vurgu yapan birçok başka deyim var) önyargıya neden olduğunu belirtti.

HUKUKTA IRKÇILIK
Siyahi avukat Alexandra Wilson bir gün içinde üç defa suçlu zannedilip suçlu muamelesi görünce Birleşik Krallığın hukuk işlerinin her seviyesinde ve adımında ırkçılığa karşı eğitim verilmesini istedi. Yaşadığı bu tatsız olayı Twitter’da da paylaşınca paylaşımı viral bir şekilde yayıldı ve İngiltere mahkeme başkanı kendisinden özür diledi. Wilson diğer siyahi ve Asya kökenli avukatların da benzer deneyim yaşadıklarını belirtti. Beyaz olmayanların önyargı ve ayrımcılıkla karşılaştığını ekledi.

Wilson önce bir güvenlik görevlisi tarafından durdurulduğunu, isminin suçlular listesinde arandığını, daha sonra halktan birinin “çağırılana kadar içeri girme” diyerek onu avukat değil, suçlu zannettiğini, içeri girdiğinde ise içerideki avukatın “dışarıda bekle” diyerek onun avukat değil, suçlu olduğunu sandığını açıkladı. Bir memurun kendisine bağırıp, azarlayıp “avukatın nerede” dediğini ekledi ve beyaz olmayanlara da saygı gösterilmesi gerektiğini anlattı. Wilson ayrıca “Black and White” kitabının yazarı ve bu kitapta ırkçılığı işliyor.

POLİSTE IRKÇILIK
Benzer bir olayı da siyahi sporcu/atlet Bianca Williams yaşamış, polisler gereksiz yere araçlarını durdurup onu ve partnerini aramış, kelepçelemişlerdi. Şimdi o beş polis soruşturma geçirmekte. Soruşturma bu polislerin profesyonel ölçütleri hiçe saydıklarını, ırkçı davrandıklarını açıklamakta ancak soruşturma daha devam ediyor, polislerin ne ceza alacağı belirlenmedi. Metropolitan polis şefi Willams ve partnerinden özür diledi, şimdi polislerin alacağı ceza bekleniyor.

Görüldüğü gibi İngiltere’de halk arasında ve devlet kademelerinde ırkçı tutumlar ve aşağılayıcı davranışlar mevcut ancak Fransa örneğindeki gibi bu ırkçı tutumlar “özgürlük” adı altında yüreklendirilmiyor, azınlıklar provoke edilmiyor, tersine ırkçı olaylar su yüzüne çıktıkça soruşturmalar, cezalar ve eğitimler ile ırkçılıkla baş edilmeye çalışılıyor. Basın da bu konuda ırkçı tutumların üzerine giderek, paylaşarak üzerine düşen görevi yapıyor, George Floyd olayını unutmuyor, unutturmuyor…     

Aydınlık Gazetesi


Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

Yapılan yorumlarda IP Bilgileriniz kayıt altına alınmaktadır..!

    Bu Habere Hen?z Yorum Yap?lmam??..!
 
  HIZLI ARA
 
 
 
  HAVA DURUMU
 
..

Mersin Haberleri, Mersin Son Dakika, Mersin Haber, Haberler, Son Dakika, Mersin, Mersin Siyaset



 
 
ANASAYFA İLETİŞİM KÜNYE GİRİŞ SAYFAM YAP SIK KULLANILANLARA EKLE GİZLİLİK İLKELERİ

 
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
demokratmersin.com © Copyright 2007-2020 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz.

URA MEDYA