’Avrupalı’ ne demek? | DEMOKRAT MERSİN | Mersin'in Demokrat Gazetesi

 
 
 
12:57  BAŞKAN SEÇER MTSO’NUN KONUĞU OLDU  12:15  AKDENİZDE CAN GÜVENLİĞİNİ TEHDİT EDEN METRUK BİNALARIN YIKIMI SÜRÜYOR  11:03  DARISEKİSİ ÖRNEK KÖY’DE 2 GÜN BOYUNCA YÖRÜK KÜLTÜRÜ TANITILDI  20:47  MERAL SEÇER, “DARISEKİSİ ÖRNEK KÖY PROJESİ”NİN HİKAYESİNİ ANLATTI  20:38  TÜRKİYE SÜPER ENDURO ŞAMPİYONASI TOROSLAR’DA!  20:30  CHP’LI BAŞARıR: BU INSANLAR NASıL EV SAHIBI OLACAK SAYıN ERDOĞAN   20:30  GENÇLER, PROJE EĞITIM MERKEZI’NDE KAZANDıKLARı BECERILERI SERGILEDI  20:26  GENÇ GIRIŞIMCILERDEN G3 FORUM LISE MERSIN ETKINLIĞI  10:31  YENIŞEHIR BELEDIYESI KOMPOST ÜRETIMI IÇIN HAREKETE GEÇTI  10:25  MESKİ’NİN MAYIS AYI OLAĞAN GENEL KURULU’NUN 2. BİRLEŞİMİ YAPILDI  21:35  KİT’LERI YITIRMENIN ACı SONUÇLARı  21:28  EMNIYET MÜDÜRÜ ASLAN MGC’YI ZIYARET ETTI  11:47  MERSIN ŞEHIR TIYATROSU, GÜLNAR, MUT VE ERDEMLI’DE PERDE AÇTı  11:21  BAKAN KURUM, ÇAY MAHALLESI TOKİ KONUTLARıNı YERINDE İNCELEDI   11:21  YENIŞEHIR BELEDIYESI, KıRMıZı ŞEYTANLAR’ı ANKARA’YA TAŞıDı  11:08  AYHAN KıZıLTAN: SEKTÖRLERIMIZ RAKIP DEĞIL, BIRBIRININ DESTEKÇISIDIR  10:56  “45 BIN YÖRÜK, TÜRKMEN ŞÖLENI’NDE BULUŞTU”  10:11  AKDENİZLİ KADINLAR MUT VE SİLİFKE’Yİ GEZDİ  19:43  BAŞKAN ÖZYIĞIT, İÇEL İDMAN YURDU’NU YALNıZ BıRAKMADı  19:32  BÜYÜKŞEHIR’IN ANA SPONSORLUĞUNDA MÜZIK FESTIVALI AÇıLıŞıNı YAPTı 

’Avrupalı’ ne demek?

'Rönesans Yunan'a hayrandı. Helenofillik Avrupa’yı kapladı. Ülkeler, devletler, akımlar, aydınlar, düşünürler Helenseverlikte ve Türk düşmanlığında buluştular, adeta yarışılıyordu...'

ALP HAMUROĞLU

Ukrayna’nın oyun sahası yapıldığı ABD-Rusya arasındaki savaş, Ukraynalılara çok pahalıya patladı.  Son on yıllarda Ukrayna’nın ABD tarafından kullanılması gibi, şimdi de Ukraynalılar kullanılıyor. Bu kullanılmanın içinde hem Ukraynalıların zarar görmesini sağlamak var hem de istismar. Ukraynalılar ne kadar zarar görürse, Rusya’ya tepki o kadar fazla olur! Ne yazık ki, hesap bu. Ve bu yüzden Rusya’yı kızdırmaya, tahrike, istemediği şeyleri bile yapsın diye zıvanadan çıkarmaya çalışıyorlar. İkinci olarak, koruma havalarındaki ve görünümündeki “Ukraynacı” destekler ve yardımlarla kendi propagandalarını yapıyorlar.

Evet, ABD ve Avrupalılar için “Ukraynalılara destek ve yardım” bir zorunluluğa dönüşmüştür. Hiç üstlerine vazife değilken bu kadar “insaniyetçi” olmaları ancak bu şekilde açıklanabilir. Neden üstlerine vazife değilken dedik? Dünyanın neresinde olursa olsun göçmek zorunda kalan insanlar olduğunda Avrupalıların ilk akıllarına gelen “duvar”dır. Bu duvar, ne kadar yüksek olursa o kadar iyidir, ne kadar aşılamaz ise o kadar iyidir. Yeter ki aşamasınlar ve gelemesinler. Bu duvar, her yere çekilir, denize bile. Öyle ki, denizde aşılamayan o duvar, “umut yolu”nun sonu olur. O duvar, aşılamadığında karşılaşılan ölümdür. O duvar, aşamayanları denizlere gömmüştür.(1)

Neden Ukraynalıları “korumak”, onlara “yardım” etmek zorunluluk olmuştur? Başka ne olabilirdi? Amerika’sıyla, NATO’suyla, Avrupa Birliği’yle, Avrupalı'sıyla Batı ve “Batı insanlığı”, gizlenemeyecek bir şekilde bu faciayı yaratandır. Sorumlu oldukları felaket, onların korumasını, yardımını, desteğini gerektirmektedir! Ortadadır. Ancak, dünyanın başka yerlerindeki felaketlere neden olanlar gene onlardır, Batılılardır. Yoksulluk kapanında tutanlar, sömürenler, yönetmek için darbeler tezgahlayanlar, çıkarları için savaş çıkartanlar, dolayısıyla her yerde felaketler yaratanlar hep onlardır.

Ukraynalıları “korumak”, onlara “yardım” etmek Batılılar için aynı zamanda görevdir. Neden görevdir? Çünkü Ukraynalılar “Avrupalı”dır! Avrupalılar, elbette Avrupalıyı koruyacak, onlara yardım edeceklertir! Peki, bu durumda Avrupalıların, Batılıların ayrımcılık ve ırkçılık yaptığı apaçık ortaya çıkmıyor mu?

UKRAYNALILAR NE ZAMAN AVRUPALI OLDU?

Bilindiği gibi Avrupalılık, sonradan icat olmuş bir şeydi. Antik dünyada ne bir kıta olarak Avrupa vardı, ne de Avrupalılılık. Şarlman’ın büyük Frank İmparatorluğu’na kadar, Haçlı Seferlerine kadar, Keşiflere ve sömürgeciliğe kadar, Avrupa’nın dünyaya merkez yapılmasına kadar, bütün bu zamanlara kadar Avrupalılık vb. diye bir şey yoktu. Yani, ilk çağlarda ve Orta Çağ'da Avrupa ve Avrupalılık yoktu.

Grek mitolojisinde Avrupa’nın adı konmuştu, Avrupa’nın adı vardı, ama gene de pek sözü edilmezdi. Avrupalılar iki farklı gruptu.  Birincisi, Akdeniz şeridindeki Avrupalılar, ikincisi, bu şeridin kuzeyinde ve kuzeydoğusunda yaşayanlar. 

O eski zamanlarda örneğin Romalılar için bir tek kendileri ve bir de kendileri dışındakiler vardı. Bu ikisi aynı değildi. Birbirlerini dışlamaktaydılar. Bunların ortak toprağı olamazdı. Dolayısıyla neden Avrupalılık yoktu, anlaşılmaktadır; Avrupa’da Romalılar vardı ama Romalılarla aynı ve benzer olmayanlar da vardı, ikisini birden kucaklayan bir “yer”e olmazdı. Kendileri medeniydi, ama kendileri dışındakiler medeni olmayanlardı. Onların adı barbardı. Barbarlar vahşilerdi. Barbarlar, geriydi, gelişmemişti, gelişemezdi, zavallıydı, bu yüzden kendilerinden farklıydı ve ayrıydı.

Slavlar, bu ikinci gruptandı.

Slavlar, gerilikleri yüzünden ancak köle olurlardı.

Bir yerde köleci sistem varsa, en ilkel ve en kötü sınıfsal ayrışma ortaya çıkmış demekti. Çünkü kölelerin hakları yoktu, köleler insan değildi. Ve köleci sistemin olduğu yerde, sınırların dışı da aynı şekilde düşünülür, oralar da ayrımcılık ölçütlerine göre ele alınır, ayrımcılık ve sınıfsal ayrışma aynı şekilde olurdu.

Avrupa toprağı, medeniler ve barbarlar arasında bölünmüştü.

Roma sınırları dışında insanlar, hep barbardılar, yalnızca barbardılar. Ve o toplumlar, halklar barbar olduklarına göre, hep ve yalnızca köle olmalıydılar. İşte bu yüzden Greko-Romen uygarlığında köle demek, Greklerin ve Romalıların dışındakiler demekti, komşuları olanlar demekti. Komşuların en yakını ve en kalabalık olanı Slavlardı. Bütün Avrupa dillerine köle, Slav sözcüğünden geçmişti. Bütün Avrupa dillerine başta olmak üzere birçok dile Latince slaweden gelerek yerleşmiş olan “köle“ sözcüğü (Fransızcada esklave, İngilizcede slave, Almancada sklave, İtalyancada schiavo) bunu gösteriyordu.

Hep köle yapılan, Romalılara en çok köle olan Slavların, devletler olarak tarihe ilk girişleri 7. yüzyıldan sonralarıdır.

Avrupalılığın ortaya çıkmasından sonra Slavlar, esas olarak Orta Çağ sonrasında Avrupa-dışı olarak görülmüşler, Avrupalı olmayanlar arasına sürülmüşler, öyle görülmüşlerdir. Zaten Avrupalılık ortaya çıktıktan sonra Doğu da ortaya çıkmış, Doğu; rakip, hasım, düşman olmuş, Doğululuk olumsuzlanmıştır. Ruslar da da bu olumsuzlanan geri ve düşman dünya olarak düşünülmüş, şiddetçi, zalim, acımasız, vahşi oldukları gibi en kötü yakıştırmalar onlardan hiç esirgenmemiştir. Örneğin, Çarlık Rusya’sı, Doğu “despotizminin” en önde gelen simgelerinden biridir.

Aslında geçmişini Greklere dayandırma hevesi ortaya çıkmadan önce Avrupa Yunanları da Doğu’ya ait saymakta, ötekileştirmekte ve dışlamaktaydı.  Ancak Grek “mucizesi” keşfedilip Avrupalılığa temel yapılınca Avrupa sınırları biraz genişletilip içine Yunanistan da alınıvermişti.(2)

O zamana kadar geçerli olan her şey tersyüz edilmişti. Doğu Roma İmparatorluğu, Avrupalı olan Latin ve Cermenler için düşmandı, onların kalıntısı Grekler veya Helenler (Türk topraklarındaki Rumlar) Avrupa Hıristiyanlığıyla dinsel ayrılıktan dolayı Türklerle neredeyse bir tutulmaktaydı. Ayrıca Yunanistan Avrupa için önemsizdi, Rumlar zaten kendilerinden değildi!(3) Ama bütün bunlar terkedilmiş ve yeni bir yol haritası çizilmişti. Doğu’ya karşı tutunacak bir şey gerekliydi ve Avrupa’da geçmişte Roma dışında bir şey yoktu. Sonuçta “uygarlık” olarak Grekler iyi ve kullanışlı bir buluştu!

Doğu’ya ve Avrupa dışına karşı Avrupa sınırları çizilirken, düşmana göre bir tasarım yapılmış, İstanbul’un fethinden sonra güncel düşman da Türkler olduğuna göre Türklerin bulunduğu yerler esas alınmıştı. Düşman Türklerin bir özelliği de güçlü bir hasım olmaları ve başedilemezlikleriydi. Bu yüzden Avrupa sınırı Türk nüfusun başladığı yere kaydırılmış, Türklerle Avrupa arasındaki tampon bölgede yaşayan Yunanların “içeride olması” doğru bulunmuştu. Uygulandı.

Bu anlayışların tarih, ideoloji, kültür ve siyaset olarak savunulması Avrupa’nın Helencilik anaforuna girmesiyle sonuçlandı. Rönesans Yunan'a hayrandı. Helenofillik Avrupa’yı kapladı.  Ülkeler, devletler, akımlar, aydınlar, düşünürler Helenseverlikte ve Türk düşmanlığında buluştular, adeta yarışılıyordu. DEVAMI YARIN...

NOTLAR

1) Bu konuda bilgi için “Denizde Durdurmak! Akdeniz Cinayetleri” başlıklı yazımıza bkz. Dağarcık Türkiye, 1 Ekim 2015 (http://dagarcikturkiye.com/2015/10/01/denizde-durdurmak-akdeniz-cinayetleri/)

2) Bu konuda geniş bilgi için “Batı’nın ‘Üstünlüğü’ ve Uygarlık - 1 / Merkezcilik, Sömürgecilik, Oryantalizm, Irkçılık” başlıklı yazımıza bkz. Teori, s ayı 370, Kasım 2020, s. 50-63.

3) Avrupa’nın geçmişte Yunanistan’ı kendilerinden saymadığı Yunanlarca da bilinmektedir, ancak şimdilerde Avrupalılıkta iddialı, Avrupa’dan beklentili, Avrupa tarafından da gözetilen, kayırılan, desteklenen Yunanistan, bunlar yüzünden tarihteki Avrupa’dan dışlanmışlığını, Doğulu olarak “damgalanmışlığı”nı, hasımlar arasında görüldüğünü, istenmezliğini unutmuş durumdadır.  AB’ye alınmış olarak Avrupa’nın içinde bulunması da, unutkanlığına gerekli olan son katkıyı sağlamıştır!

Yeni Liberal Parti’nin kurucularından olan, Fransa’nın Sorbonne Üniversitesi profesörlerinden coğrafyacı Dr. Yorgo Prevelakis bu durum konusunda şöyle diyor: “Çoğunlukla Yunanlar Doğulu olarak görülmüş, hatta Türklerle bir tutulmuşlardır. 17. yüzyılda yazılan Batılıların anılarını okuduğumuz zaman görüyoruz ki Osmanlı İmparatorluğu’na giden bir Batı Avrupalı, Hıristiyanlarla Müslümanlar arasında hiç bir ayrım yapmadan hepsini Osmanlı ve kötü olarak algılıyor.”  Leyla Tavşanoğlu söyleşisi, Cumhuriyet, 26 Eylül 1999; akt. Ertuğrul Erol Ergir, Giritli Mustafa, (kendi yayını) İstanbul 2000, s. 193.

 

--------------------------------------------------------------------------------------------------------

'Avrupalı' ne demek?-2

Şimdi gelelim bugüne. Slavlar olumsuzdur, kendilerinden değildir, kimlerdir peki, Ukraynalılar ve Ruslardır, Avrupa’nın doğusundaki halklardır.

İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch, HRW) son zamanlarda Ukrayna’dan komşu Avrupa ülkelerine kaçanlar arasından, Ukraynalı olmayan ama Ukrayna’da yaşayan on binlerce diğer insanın, Avrupa’ya giremediğini söyledi.

 

Alp Hamuroğlu

18. yüzyıldan sonra Ruslar Avrupa devletleri için güçlendiklerinden dolayı hasımdır, düşmandır. 19. yüzyılda ve sonrasında ise “Büyük Devletler” düzeyinde aralarına girmiştir, ittifak unsuru değilse savaşılmalı, geriletilmeli, ezilmelidir. Bir Avrupa Büyük Devletiyle yan yana ise diğerleriyle karşı karşıyadır.
Doğu’yu temsil eden hep olumsuzdur, kötüdür, rakiptir. Dolayısıyla bir Slav devleti olarak Rusya stratejik bir karşıttır.
Ve bugün, 21. yüzyılda gene bir Slav devleti olarak Ukrayna, Rusya’dan hiç bir farkı olmayan Ukrayna, Rusya ortaya çıkarken olmayan Ukrayna, aniden Avrupalı sayılmış, sahiplenilmiş, içlerinde görülmüş ve sözde korumaya alınmıştır.
Her ne kadar Doğulu Ruslarla Avrupalı Ukraynalıların ikisinin de Slav olduğu biraz sorundur ama çözülebilir! Ukraynalılar Slav olarak dışlananlarken, Avrupalı olarak benmisenmektedirler. Çünkü Ukraynalı, dünyanın çeşitli yerlerindeki mültecilerle karıştırılmaması için karşılaştırılmaktadır, ve bu durumda Ukraynalılar kazançlı çıkmaktadır, çünkü Ukraynalılar daha Avrupalıdır! “Daha Avrupalı” olan Ukraynalılar yanında, mülteci olan Suriyeli, Afrikalı, Asyalılar “hiç Avrupalı” olmaktadır. “Daha” ve “hiç”in özü ise, medeni ve medeni olmamakla ilgilidir. “Bizden olan”, “Avrupalı olan”, “Avrupalı olmayan”larla aynı değildir, karıştırılmamalıdır.

MAKBUL MÜLTECİ!

Bunları bizim uydurduğumuz ve yakıştırdığımız sanılmasın, “en açık sözlüsü olan ABD’nin meşhur CBS televizyon muhabiri Charlie D’Agata” yayınında böyle demektedir. “Bir İngiliz televizyon suncusu” ise Ukraynalı mülteciler için “iyi mülteciler” sıfatını kullanmaktan çekinmemiştir. Yani mültecinin kötüsü vardır, kötüsü de elbette istenmez!
Ukraynalılar, dünyanın başka yerlerindeki mültecilere göre medenidir! Dolayısıyla makbuldur.
Böylece “Avrupalı” sözcüğünün kavram olarak karşılığının “medeni” olduğunu öğreniyoruz. Oysa Ortaçağ boyunca bile Ukraynalılar köle olduğu bir yana, yüzyıllar boyunca bütün Avrupalılar “barbar”dı, köleydi.
Bir utangaçlık var. Açıkca seçim yapıldığı, ayrımcılıkla bakıldığı söylenmekten kaçınılıyor.

İki Slav toplumu, biri sevecenlikle ele alınırken, diğeri nefret söylemleriyle gündem yapılmaktadır.

İnsancılık mı, Ukraynacılık mı? Avrupalı olmayan insana hayır, Avrupalı olan insana evet?
İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch, HRW) son zamanlarda Ukrayna’dan komşu Avrupa ülkelerine kaçanlar arasından, Ukraynalı olmayan ama Ukrayna’da yaşayan on binlerce diğer insanın, Avrupa’ya giremediğini söyledi. HRW bunun, hem AB yetkililerinin, hem de Ukrayna yetkililerinin ırkçı ve ayrımcılığından kaynaklandığını kaydetti. Gazetelerden Ukrayna’da yaşayan diğer Asyalıların mültecilere kucak açanlarca kabul edlmediğini öğreniyoruz.
Geçtiğimiz hafta Ukrayna’yı terkedenlerin sayısı 3 milyonu aşarken, kaçanların çoğu Polonya, Macaristan, Moldovya gibi komşu ülkelere ve Almanya’ya yöneliyor. Ukraynalı mülteciler başkent Berlin Hauptbahnhof’ta devlet gönüllüleri tarafından şefkatle ve heyecanla karşılanıyor. Derhal kendilerine ayrılmış ve döşenmiş özel bölüme yerleştiriliyor.

KANDIRILMIŞ UKRAYNA

Almanya’ya getirilen Ukraynalılar 200 bini geçti, bu kadar kısa sürede bu kadar büyük bir rakama ulaşan Ukraynalı mülteciler, nedense bir sorun yaratmamış görünüyor. Uzun bir süre böyle bir söylem hakim olacak. Üstelik bu Avrupalıların Asya’dan gelen mültecilerle aynı yerlerde kalmamaları için onlara özel planlama yapılıyor.
Ukraynalı mültecilerin durumu yasal mevzuatla karşılanıyor, karşılanabiliyor.
Çıkaracağımız sonuç, “medeni”nin, “iyi”nin, “olumlu”nun, “vasıflı”nın, “akıllı”nın çıkarlara göre ayarlanmış siyasetlerce belirlendiğidir. Batı’nın standartlarının değişkenliği ve çeşitliliği, “insanlık”ın maske taktığını göstermekten başka bir sonuç vermiyor.
Dünya savaşların görünmeyen silahlarından biriyle, propagandayla karşı karşıyadır. Birbirlerine karşıt duruma getirdikleri iki Slav toplumuna uygulanmıştır. Ukraynalılar, Batı’nın propagandasıyla, emperyalizmin kandırmasıyla tuzak siyasetlere çekilmiştir.
İki Slav toplumu, biri sevecenlikle ele alınırken, diğeri nefret söylemleriyle gündem yapılmaktadır.
Gerçekte, başta ABD olmak üzere NATO ve AB, Ukraynanın arkasında değildir, sadece propaganda savaşı yürütmektedirler. Kandırılmış Ukrayna, kötü duruma düşürülmüş ve terk edilmiştir.




Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

Yapılan yorumlarda IP Bilgileriniz kayıt altına alınmaktadır..!

    YORUM BULUNMUYOR!


 
  HIZLI ARA
 
 
 
  HAVA DURUMU
 
..

Mersin Haberleri, Mersin Son Dakika, Mersin Haber, Haberler, Son Dakika, Mersin, Mersin Siyaset



 
 
ANASAYFA İLETİŞİM KÜNYE GİRİŞ SAYFAM YAP SIK KULLANILANLARA EKLE GİZLİLİK İLKELERİ

 
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
demokratmersin.com © Copyright 2007-2022 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz.

URA MEDYA